Bir memurun, 375 sayılı KHK Geçici 35. madde kapsamında kamu görevinden çıkarılmasında, idarenin 'üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat' değerlendirmesi yaparken, memurun adli bir soruşturma veya ceza davasında sadece 'sanık' veya 'şüpheli' olarak yer alması, tek başına yeterli bir gerekçe midir? Bu durum, Anayasa'nın 38. maddesindeki hangi temel ilkeyle çelişir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318381

Bir memurun, hakkında devam eden bir ceza soruşturması veya davası bulunması nedeniyle sadece 'şüpheli' veya 'sanık' sıfatını taşıması, tek başına 375 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılması için yeterli ve hukuka uygun bir gerekçe değildir. Bu durum, Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan ve evrensel bir hukuk ilkesi olan 'masumiyet karinesi' (suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı ilkesi) ile açıkça çelişir. 1) Masumiyet Karinesi: Anayasa m. 38/4'e göre, 'Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.' Bu ilke, sadece ceza yargılaması için değil, kişinin onur ve itibarını etkileyen tüm idari işlemler için de geçerli bir güvencedir. Bir kişi hakkında soruşturma veya dava açılması, o kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez; sadece hakkında bir suç şüphesi bulunduğunu ve bu şüphenin yargı organlarınca araştırıldığını gösterir. İdarenin, yargı sürecinin sonucunu beklemeden, sırf bir soruşturma veya davanın varlığına dayanarak kişiyi 'suçlu' gibi kabul edip en ağır idari yaptırımlardan biri olan kamu görevinden çıkarma işlemini tesis etmesi, masumiyet karinesinin açık bir ihlalidir. 2) İdari İşlemin Gerekçesi: İdari işlemin, somut ve kanıtlanmış maddi vakıalara dayanması gerekir. Bir ceza davasının veya soruşturmasının varlığı, tek başına kanıtlanmış bir maddi vakıa değil, araştırılmakta olan bir 'iddia' veya 'şüphe'dir. İdare, kendi yapacağı soruşturma ve değerlendirmede, bu adli soruşturmaya konu olan fiillerin disiplin hukuku açısından bir aykırılık oluşturduğunu somut delillerle (adli dosyadan bağımsız olarak veya adli dosyada kesinleşen delillerle) ortaya koymalıdır. Sadece dosyanın varlığına atıf yapmak, yeterli bir gerekçe değildir. Metinde de bu durum, 'Masumiyet karinesine aykırı olarak kamu görevinden çıkarma kararları verilmektedir. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişi masumdur. Bu kural Anayasa ile sabittir. Memur hakkında ceza soruşturması bulunması veya ceza davası açılması bir hukuk devletinde memurun kamu görevinden çıkarılması için yeterli değildir.' şeklinde eleştirilmiştir. Sonuç olarak, idare, adli süreci bir veri olarak kullanabilir, ancak bu sürece konu olan iddiaları kendi soruşturmasıyla somut delillere dayandırmadan, sadece 'sanık/şüpheli' sıfatına dayanarak bir kişiyi kamu görevinden çıkaramaz. Böyle bir işlem, masumiyet karinesini ihlal ettiği için hukuka aykırı olur ve idari yargıda iptal edilebilir.