Hakaret suçunun (TCK m. 125) huzurda işlenmesi halinde, mağdurun, örneğin ağır işitmesi veya o anda dalgın olması nedeniyle hakareti fiilen duymaması, ancak failin bu durumu bilmemesi ve hakaretin duyulabileceği bir ortamda söylenmesi durumunda suç oluşur mu? Bu durumu, suçun bir 'soyut tehlike suçu' olması ve 'huzurda hakaretin' hukuki niteliği açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318379

Bu konu doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, hakaret suçunun bir 'soyut tehlike suçu' olması ve eylemin objektif niteliği dikkate alındığında, suçun oluştuğunu kabul eden görüş daha baskındır. 1) Soyut Tehlike Suçu Olması: Hakaret suçu, metinde de belirtildiği gibi, bir soyut tehlike suçudur. Yani suçun oluşması için, mağdurun onur, şeref ve saygınlığının 'fiilen' bir zarar görmesi veya rencide olması gerekmez. Failin hareketinin, bu hukuki değeri 'rencide edebilecek nitelikte' olması yeterlidir. Bu, kanunun tehlikeyi cezalandırdığı anlamına gelir. 2) Huzurda Hakaretin Niteliği: Huzurda hakaret, fail ile mağdurun birbirini algılayabilecekleri bir mekansal ve zamansal birliktelik içinde bulunmasıdır. Failin, mağdurun huzurunda, onun duyabileceği bir şekilde hakaret içeren bir söz söylemesiyle, suçun maddi unsuru olan hareket tamamlanmış olur. Failin kastı, mağdurun duyabileceği bir ortamda bu sözü söylemeye yöneliktir. 3) Tartışma ve Değerlendirme: a) Suç Oluşur Görüşü (Baskın Görüş): Bu görüşe göre, fail, mağdurun huzurunda ve onun duyma ihtimali olan bir ortamda hakaret ettiğinde, eylemini tamamlamıştır. Mağdurun kendine özgü bir nedenle (ağır işitme, dalgınlık, o an kulağında kulaklık olması vb.) bunu fiilen duymaması, failin elinde olmayan, tesadüfi bir durumdur ve suçun oluşumunu engellemez. Fail, eylemiyle şeref ve saygınlık hukuki değeri için objektif bir tehlike yaratmıştır. Failin kastı da bu tehlikeyi yaratmaya yöneliktir. Suçun tamamlanması için neticenin (mağdurun rencide olmasının) gerçekleşmesi aranmadığı gibi, ara bir netice olan 'duymanın' da mutlak surette gerçekleşmesi aranmaz. Yeter ki fail, duyulabilir bir şekilde eylemini icra etmiş olsun. b) Suç Oluşmaz Görüşü (Azınlık Görüşü): Metinde de yer alan bu görüşe göre, 'huzurda hakaret suçunda mağdurun hazır sayılması için söylenen söz ve kullanılan ifadeleri anlaması bir şart olarak ele alınmalıdır.' Bu görüş, duymanın gerçekleşmemesi halinde, hakaretin mağdurun manevi dünyasında bir etki yaratma potansiyelinin dahi kalmadığını, bu nedenle suçun oluşmayacağını savunur. Ancak bu yorum, suçu bir 'somut tehlike' veya 'zarar' suçu gibi ele alma eğilimindedir ki bu, suçun soyut tehlike suçu niteliğiyle tam olarak bağdaşmaz. Sonuç olarak, ceza hukuku dogmatiği açısından, failin, mağdurun duyabileceği objektif koşullar altında hakareti icra etmesiyle suçun oluştuğunu kabul etmek daha isabetlidir. Mağdurun sübjektif nedenlerle duymaması, failin elinde olmayan bir sebep olarak, suçun teşebbüs aşamasında kalmasına dahi neden olmaz; suç tamamlanmıştır. Çünkü fail, kendi açısından icra hareketlerini bitirmiştir.