HMK m. 200/2, senetle ispatı gereken bir hususta tanık dinlenebilmesi için 'karşı tarafın açık muvafakati'ni aramaktadır. Hukukumuzda genel bir kural olarak 'susma ikrardan gelmez'. Bu ilke ışığında, hâkimin tanık dinlenip dinlenmeyeceğini sorduğu karşı tarafın sessiz kalması, 'açık muvafakat' olarak yorumlanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318378

Hayır, karşı tarafın sessiz kalması HMK m. 200/2 anlamında 'açık muvafakat' olarak yorumlanamaz. Hukukumuzdaki temel ilkeler ve kanunun lafzı bu yoruma engeldir. 1) 'Açık Muvafakat' Kavramının Anlamı: Kanun koyucu, HMK m. 200/2'de sadece 'muvafakat' demekle yetinmemiş, bu muvafakatin 'açık' olmasını aramıştır. 'Açık' kelimesi, irade beyanının hiçbir tereddüde, şüpheye veya yoruma yer bırakmayacak şekilde net, belirgin ve anlaşılır olması gerektiğini ifade eder. Bu, ya duruşma tutanağına geçecek şekilde sözlü olarak 'tanık dinlenmesine muvafakat ediyorum' denilmesiyle ya da bu yönde yazılı bir dilekçe sunulmasıyla olur. 2) 'Susma İkrardan Gelmez' İlkesi: Medeni usul hukukunda ve genel hukukta geçerli olan temel ilke, bir tarafın bir beyan veya işlem karşısında sessiz kalmasının, o beyanı veya işlemi kabul ettiği anlamına gelmeyeceğidir. Susma, kural olarak hukuki bir sonuç doğurmaz. Ancak kanunun açıkça susmaya bir sonuç bağladığı istisnai durumlar (örneğin, HMK m. 220/1'de ibrazı istenen belgenin elinde olduğuna dair talep üzerine sükut etmesi hali) bunun dışındadır. HMK m. 200/2'de susmaya böyle bir sonuç bağlanmamıştır. 3) Kanuni Delil Sisteminin Korunması: Senetle ispat kuralı, kanuni delil sisteminin bir parçasıdır. Bu kuraldan vazgeçilmesi, ancak kanunun aradığı sıkı şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Karşı tarafın sessiz kalması gibi belirsiz bir durumun, kanunun bu emredici kuralını ortadan kaldıran bir muvafakat olarak yorumlanması, senetle ispat kurumunun zayıflatılmasına ve amacının boşa çıkarılmasına yol açar. Sonuç olarak, hâkimin tanık dinlenip dinlenmeyeceğini sorduğu karşı taraf sessiz kalırsa, bu durum muvafakat olarak kabul edilemez ve tanık dinlenemez. Mahkeme, karşı tarafın açıkça 'evet, muvafakat ediyorum' dememesi halinde, tanık dinleme talebini reddetmek zorundadır. Aksi yönde bir uygulama, HMK m. 200/2'nin lafzına ve ruhuna aykırı olur ve bozma nedenidir.