Bir ceza davasında hüküm fıkrası tefhim edildikten sonra, gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölmüştür. Yargılamaya yeni atanan hâkimin, tefhim edilen bu hükme uygun olarak gerekçeli kararı yazıp imzalaması, ceza muhakemesinin hangi temel ilkelerine bir istisna teşkil eder? Bu istisnanın hukuki dayanağı ve amacı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318376

Yeni atanan hâkimin, duruşmasına katılmadığı bir davada gerekçeli karar yazması, ceza muhakemesinin iki temel ilkesine önemli bir istisna teşkil eder: 1) Doğrudan Doğruyalık (Vasıtasızlık) İlkesi: Bu ilke, hükmü verecek olan hâkimin, delillerle (sanık, mağdur, tanık beyanları, belgeler vb.) araya bir aracı girmeden, doğrudan doğruya temas kurmasını gerektirir. Hâkim, delilleri bizzat duymalı, görmeli ve değerlendirerek vicdani kanaatini oluşturmalıdır. Duruşmaya katılmayan yeni hâkimin gerekçe yazması, bu ilkenin ruhuna aykırıdır, çünkü delilleri doğrudan takdir etmemiştir. 2) Sözlülük İlkesi: Bu ilke, yargılamanın ve delillerin tartışılmasının duruşmada sözlü olarak yapılmasını ifade eder. Yeni hâkim, bu sözlü tartışmalara ve delillerin sunuluş anındaki atmosfere tanıklık etmemiştir. Bu istisnanın Hukuki Dayanağı ve Amacı: Bu istisnanın hukuki dayanağı, metinde de atıf yapılan, 6763 sayılı Kanun ile değişik CMK m. 232/5'tir. Bu madde, 'Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar.' demektedir. Bu istisnanın temel amacı, 'usul ekonomisi' ve 'hukuki istikrar'dır. a) Usul Ekonomisi: Tefhimle birlikte hukuken bir sonuç doğmuş ve yargılama sona ermiştir. Sadece gerekçenin yazılamaması nedeniyle, tüm yargılamanın baştan itibaren tekrarlanması, zaman, emek ve masraf israfına yol açacaktır. Bu düzenleme, yargılamanın sürüncemede kalmasını önler. b) Hukuki İstikrar ve Belirlilik: Tefhim edilen kısa karar (hüküm sonucu), taraflar açısından bir hukuki durum yaratır. Sanığın statüsü (beraat, mahkumiyet vb.) belirlenmiştir. Gerekçenin yazılamaması gibi failden kaynaklanmayan bir nedenle bu hukuki durumun ortadan kalkması, hukuki belirsizliğe ve güvensizliğe neden olur. Bu düzenleme, tefhim edilmiş hükmün geçerliliğini korumayı hedefler. İstisnanın Sınırı: Bu istisnanın en önemli sınırı, yeni hâkimin 'tefhim edilen hükme uygun' bir gerekçe yazma zorunluluğudur. Yeni hâkim, delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca varamaz veya kısa kararla çelişen bir gerekçe oluşturamaz. Görevi, dosyada mevcut delil ve tutanaklara göre, tefhim edilen sonuca nasıl ulaşıldığını hukuki ve mantıksal olarak açıklamaktır. Dolayısıyla bu, ilkelerin tamamen göz ardı edilmesi değil, pratik zorunluluklar nedeniyle getirilmiş, sınırları net olarak çizilmiş bir istisnadır.