Bir eser sözleşmesine dayalı alacak davasında, tarafların tacir olduğu ve davacının iddiasını ispat için ticari defterlerine dayandığı, davalının ise defterlerini ibrazdan kaçındığı bir durumda, mahkeme davacının defterlerindeki kayıtlara dayanarak davayı kabul etmiştir. Davalı, davacının ticari defterlerinin tek başına lehine delil olamayacağını, kendi defterleriyle karşılaştırılmadan hükme esas alınamayacağını savunarak kararı temyiz etmiştir. Bu savunma, davalının defterlerini ibrazdan kaçınması karşısında geçerli midir? (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi - Esas: 2016/4087 Karar: 2017/261)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318372

Davalının bu savunması, kendisinin defterlerini ibrazdan kaçınması nedeniyle geçerli değildir ve kötü niyetli bir savunma olarak kabul edilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenlemeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu sonuca varılır. 1) HMK m. 222'nin Bütüncül Yorumu: HMK m. 222/3, bir tarafın ticari defterlerinin lehine delil olabilmesi için, 'diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması' koşulunu arar. Davalının savunması, bu fıkranın lafzına dayanmaktadır. Ancak, davalının kendisi, defterlerini ibraz etmeyerek bu karşılaştırmanın yapılmasına engel olmaktadır. Hukukun temel ilkesi, kimsenin kendi kusurlu davranışından lehine bir hak çıkaramayacağıdır (nemo auditur propriam turpitudinem allegans). 2) İbraz Etmemenin Sonucu: Davalı, defterlerini ibraz etmeyerek, davacı defterlerinin kendi defterleriyle uyumlu olup olmadığının denetlenmesini imkansız hale getirmektedir. Bu durumda, kanunun aradığı koşulun (karşılaştırma yapılması) gerçekleşmesine engel olan taraf, bu engellemenin sonuçlarına katlanmak zorundadır. Metindeki Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4087 E. sayılı kararında bu mantık çok açık bir şekilde ortaya konulmuştur: 'Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.' 3) HMK m. 220 ile İlişki: Tacirler kanunen ticari defter tutmak zorunda oldukları için, 'defterim yok' diyemezler. Mahkemenin kesin süresine rağmen defterleri ibraz etmemeleri, HMK m. 220'de düzenlenen belgeyi ibrazdan kaçınma haliyle benzer sonuçlar doğurur. Mahkeme, bu durumda ibrazdan kaçınan tarafın (davalının), karşı tarafın (davacının) iddiasını (yani davacının defterlerindeki kayıtların doğruluğunu) zımnen kabul ettiğini varsayabilir. Sonuç olarak, davalının, kendi kusuruyla (defterleri ibraz etmeyerek) imkansız hale getirdiği bir koşulun (defterlerin karşılaştırılması) yokluğuna dayanarak, davacının delilinin geçersiz olduğunu ileri sürmesi, dürüstlük kuralına aykırıdır ve mahkeme tarafından kabul edilemez. Yargıtay'ın da belirttiği gibi, bu durumda davacının usulüne uygun defterleri, davalının defterleriyle uyumluymuş gibi kabul edilerek hükme esas alınır.