TCK m. 328 (Siyasal veya Askeri Casusluk) ve TCK m. 330 (Gizli Kalması Gereken Bilgileri Açıklama) suçları, taksirle işlenebilir mi? TCK m. 329'da yer alan taksirli sorumluluk hali, bu suçlar açısından neden öngörülmemiştir? Kanun koyucunun bu konudaki tercihinin ardındaki mantığı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318368

Hayır, TCK m. 328 ve TCK m. 330'da tanımlanan suçlar taksirle işlenemez. Bu suçların manevi unsuru, kanunda açıkça belirtildiği üzere 'siyasal veya askeri casusluk maksadı' ile hareket etmeyi gerektiren 'özel kast'tır. Taksirli sorumluluk, ancak kanunda açıkça belirtilen hallerde mümkündür (TCK m. 22/1). Bu iki suç için kanunda taksirli bir hal öngörülmemiştir. TCK m. 329 ile Karşılaştırma ve Kanun Koyucunun Mantığı: Kanun koyucu, devlet sırlarının ifşası konusunda farklı kusur derecelerine göre kademeli bir sorumluluk sistemi benimsemiştir: 1) TCK m. 329/1 - Kasten Açıklama: Bu fıkra, failin devlet sırrını 'kasten' (ancak casusluk maksadı olmadan) açıkladığı durumu düzenler. Failin amacı casusluk yapmak değil, sadece bilgiyi ifşa etmektir. Bu eylem genel kastla işlenir. 2) TCK m. 329/2 - Taksirle Açıklama: Bu fıkra, failin 'tedbirsizlik ve dikkatsizlik' sonucu devlet sırlarının başkaları tarafından öğrenilmesine neden olduğu durumu cezalandırır. Burada failin bilgiyi açıklama kastı yoktur, ancak sırrı koruma yükümlülüğünü yerine getirirken gerekli özeni göstermemiştir. Bu, devlet sırlarının önemine binaen getirilmiş istisnai bir taksirli sorumluluk halidir. 3) TCK m. 328 ve m. 330 - Özel Kastla (Maksatla) Temin ve Açıklama: Bu maddeler ise, eylemin 'siyasal veya askeri casusluk maksadıyla' işlenmesini arar. 'Maksat' veya 'özel kast', failin belirli bir amaca (bir yabancı devlet lehine, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine sonuçlar doğurma) yönelik bilinçli ve iradi hareketini gerektirir. Taksir ise, öngörülebilir bir neticenin istenmeden gerçekleştirilmesidir. Bir eylemin aynı anda hem 'istenmeden' (taksirle) hem de 'belirli bir maksatla' (özel kastla) işlenmesi mantıken ve hukuken imkansızdır. Bu iki kusur türü birbiriyle bağdaşmaz. Kanun koyucunun TCK m. 328 ve m. 330'da taksirli sorumluluğa yer vermemesinin nedeni budur. Casusluk, doğası gereği, bilinçli, planlı ve amaçlı bir faaliyettir. Dikkatsizlik veya tedbirsizlik sonucu 'casusluk yapılması' söz konusu olamaz. Bu nedenle kanun koyucu, taksirli sorumluluğu sadece sırların genel kast olmadan, özensizlik sonucu ifşa edildiği TCK m. 329/2 hali için düzenlemiş, casusluk gibi en ağır ihanet suçlarını ise sadece özel kastla işlenebilecek suçlar olarak tanımlamıştır.