Hakaret suçunda 'aleniyet' unsurunun (TCK m. 125/4) gerçekleşmesi için, hakaretin belirsiz sayıda kişi tarafından 'fiilen' algılanması mı gerekir, yoksa 'algılanma imkan ve olasılığının' bulunması yeterli midir? Doktrindeki genel kabul ile Yargıtay'ın 'herkese açık yer' kriterini karşılaştırarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318361

Hakaret suçunda aleniyet unsurunun (TCK m. 125/4) gerçekleşmesi, cezanın altıda bir oranında artırılmasını gerektiren bir nitelikli haldir. Bu unsurun gerçekleşme koşulu, doktrin ve Yargıtay arasında farklı yorumlanabilmektedir. 1) Doktrindeki Genel Kabul: Algılanma İmkan ve Olasılığı: Doktrindeki hakim görüşe göre, aleniyetin gerçekleşmesi için hakaretin belirsiz sayıda kişi tarafından 'fiilen' duyulması veya görülmesi şart değildir. Hakaretin işlendiği yerin ve zamanın niteliği itibarıyla, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanma 'imkan ve olasılığının' bulunması yeterlidir. Metinde de bu görüş 'suçun belirsiz sayıda kişilerin hakaret içeren içeriği algılamalarına imkan verilmesinin sağlanması suretiyle işlenmesini ifade etmektedir... ifadeye fiilen ulaşılıp ulaşılamadığı nitelikli unsurun uygulanması bakımından önem arz etmez.' şeklinde ifade edilmiştir. Örneğin, kalabalık bir caddede yüksek sesle bağırarak birine hakaret etmek, o anda kimse duymasa bile aleniyet unsurunu oluşturur, çünkü duyulma imkanı vardır. Sosyal medyada herkese açık bir profilden yapılan hakaret içerikli bir paylaşım da bu kapsama girer. 2) Yargıtay'ın 'Herkese Açık Yer' Kriteri: Metinde belirtildiği üzere, Yargıtay'ın bazı kararlarında daha dar bir yorum benimsediği görülmektedir. Yargıtay'a göre, 'Aleniyetin gerçekleşmesi için... herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi' söz konusudur. Bu yoruma göre, aleniyet için fiilin işlendiği mekanın niteliği (kamuya açık olup olmaması) ön plana çıkmaktadır. Yargıtay'ın örnek olarak saydığı karayolu, park, cadde, karakol binası gibi yerler bu niteliktedir. Karşılaştırma ve Sonuç: Doktrindeki görüş, 'algılanma potansiyeli' üzerine odaklanırken, Yargıtay'ın bu dar yorumu 'mekanın niteliği'ne odaklanmaktadır. Aslında iki görüş büyük ölçüde örtüşür, çünkü umuma açık bir yerde yapılan hakaretin algılanma potansiyeli zaten yüksektir. Ancak aralarında nüans farkları olabilir. Örneğin, özel bir mülk olan bir evin bahçesinden, yoldan geçen herkesin duyabileceği şekilde yüksek sesle hakaret edilmesi, doktrindeki 'algılanma imkanı' kriterine göre aleniyeti oluştururken, Yargıtay'ın 'herkese açık yer' kriterine göre tartışmalı hale gelebilir. Bununla birlikte, modern ceza hukuku anlayışı, olayın objektif tehlike potansiyeline odaklandığından, doktrindeki 'algılanma imkan ve olasılığının yeterli olduğu' yönündeki geniş yorumun, suçun haksızlık içeriğini daha doğru yansıttığı söylenebilir. Hakaretin basın-yayın veya internet yoluyla işlenmesi halinde ise, doğası gereği aleniyet unsurunun gerçekleştiği genel olarak kabul edilmektedir.