HMK m. 7 ve HMK m. 16 arasındaki ilişki bağlamında, davalıların tamamı için ortak yetkili olan 'haksız fiilin işlendiği yer' mahkemesinin yetkisi, İMK m. 5'te düzenlenen ve işçiye seçimlik hak tanıyan 'işin yapıldığı yer' veya 'davalının ikametgahı' mahkemesinin yetkisi karşısında nasıl bir konumdadır? İş kazasından kaynaklanan bir tazminat davasında, HMK m. 16'daki haksız fiil yetki kuralı mı, yoksa İMK m. 5'teki özel yetki kuralı mı önceliklidir?
Bu soru, üç farklı yetki kuralının (HMK m. 7 - birden fazla davalı, HMK m. 16 - haksız fiil, İMK m. 5 - iş davaları) kesişimini içermektedir ve 'özel kanun-genel kanun' (lex specialis) ilkesinin katmanlı bir analizini gerektirir. 1) Genel Kural: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), genel usul kanunudur. Haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen HMK m. 16, tüm haksız fiil davaları için geçerli genel bir özel yetki kuralıdır. 2) Özel Kural: 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (İMK), iş uyuşmazlıkları için özel bir kanundur. İMK m. 5'te düzenlenen yetki kuralı ('davalının ikametgahı' veya 'işin yapıldığı yer'), iş davaları için HMK'daki genel kurallara göre daha özel bir düzenlemedir. 3) En Özel Kuralın Tespiti: İş kazasından kaynaklanan bir tazminat davası, hem bir 'haksız fiil'dir hem de bir 'iş uyuşmazlığı'dır. Bu durumda, hangi kuralın daha özel olduğunu tespit etmek gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık iş hukukundan kaynaklanıyorsa, yetki konusunda öncelikle İMK'daki özel hükümlere bakılır. İMK m. 5, işçiyi koruma amacıyla ona seçimlik haklar tanıyan, emredici ve kamu düzenine ilişkin özel bir hükümdür. Dolayısıyla, iş kazasından kaynaklanan bir davada, yetki belirlenirken HMK m. 16'daki genel haksız fiil yetki kuralından önce, İMK m. 5'teki özel iş mahkemesi yetki kuralı uygulanır. Metindeki Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2015/17527 E. sayılı kararında bu konu detaylıca tartışılmıştır. Kararda, İMK m. 5'in önceliği kabul edilmekle birlikte, HMK m. 16'da zarar görene (işçiye) tanınan 'kendi yerleşim yerinde dava açma' hakkının, İMK m. 5'in tanıdığı hakları daraltan değil, 'işçi yararına genişleten' bir ilave hak olarak yorumlanması gerektiği belirtilmiştir. Yani Yargıtay, işçi lehine olan tüm yetki kurallarını bir arada uygulama eğilimindedir. Sonuç: İş kazasından kaynaklanan bir tazminat davasında, davacı işçi öncelikle İMK m. 5'e göre davalının ikametgahında veya işin yapıldığı yer mahkemesinde dava açabilir. Bunun yanı sıra, Yargıtay'ın işçi lehine yorum ilkesi gereği, HMK m. 16'daki haksız fiil kurallarından da yararlanarak, haksız fiilin (kazanın) meydana geldiği yer veya kendi yerleşim yeri mahkemesinde de dava açabilir. HMK m. 7'deki 'ortak yetkili mahkeme' kuralı ise, işçiye tanınan bu geniş ve özel seçimlik hakları ortadan kaldıran bir kesin yetki kuralı olarak yorumlanamaz.