Hakaret suçunun 'huzura eşit sayılan araçlar' (sesli, yazılı veya görüntülü ileti) yoluyla işlenmesi (TCK m. 125/2) ile 'gıyapta ihtilat suretiyle' işlenmesi (TCK m. 125/1, son cümle) arasındaki temel fark nedir? Failin, üçüncü bir kişiye gönderdiği ve hakaret içeren bir mesajın, failin kastı olmaksızın mağdur tarafından öğrenilmesi hangi suç tipini oluşturur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318357

TCK m. 125/2'de düzenlenen 'huzura eşit sayılan araçlarla hakaret' ile TCK m. 125/1'deki 'gıyapta hakaret' arasındaki temel fark, iletişimin 'muhatabının' kim olduğudur. 1) Huzura Eşit Sayılan Araçlarla Hakaret (TCK m. 125/2): Bu durumda, fail, iletişim aracını (mektup, e-posta, SMS, sosyal medya doğrudan mesajı vb.) kullanarak hakaret içeren iletiyi 'doğrudan mağduru muhatap alarak' gönderir. İletinin hedefi ve alıcısı bizzat mağdurun kendisidir. Burada amaç, mağdurun hakareti doğrudan ve aracısız bir şekilde öğrenmesini sağlamaktır. Bu, fiilen yüz yüze olmasa da, hukuken mağdurun huzurunda yapılmış bir hakaretle eşdeğer tutulur. Bu suçun oluşması için hakaretin başka kişiler tarafından öğrenilmesi (ihtilat) şart değildir. 2) Gıyapta Hakaret (TCK m. 125/1, son cümle): Bu durumda ise fail, mağdurun bulunmadığı bir ortamda, hakaret içeren ifadeyi 'üçüncü kişi veya kişilere' yöneltir. İletişimin muhatabı mağdur değil, başkalarıdır. Bu suçun cezalandırılabilmesi için, hakaretin en az üç kişi tarafından öğrenilmesi (ihtilat) zorunludur. Üç kişi tarafından öğrenilmeyen gıyaptaki bir hakaret, kural olarak suç teşkil etmez. Üçüncü Kişiye Gönderilen Mesajın Mağdur Tarafından Öğrenilmesi: Failin, hakaret içeren bir mesajı üçüncü bir kişiye göndermesi ve bu mesajın, failin 'iletme kastı' olmaksızın mağdur tarafından tesadüfen öğrenilmesi durumunda, ne huzurda hakaret ne de gıyapta hakaret suçu oluşur. - Huzurda hakaret (TCK m. 125/2) oluşmaz, çünkü ileti doğrudan mağduru muhatap almamıştır. - Gıyapta hakaret (TCK m. 125/1) oluşmaz, çünkü Yargıtay'ın benimsediği güncel görüşe göre failin kastının ihtilatı (en az üç kişinin öğrenmesini) kapsaması gerekir. Sadece bir kişiye gönderilen mesajda bu kast yoktur. Metinde yer alan Yargıtay kararı da bu durumu netleştirmektedir: 'İleti yoluyla hakaretin, huzurda hakaret gibi cezalandırılabilmesi için sanığın iletilme kastı ile hareket etmesi gerekir... sanığın iletme kastıyla hareket etmediği anlaşılmakla sanığın hakaret suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi' hukuka aykırı bulunmuştur. Bu durumda fail, hakaretin mağdur tarafından öğrenileceğini veya üçüncü kişinin bunu mağdura ileteceğini öngörüp bu sonucu kabullenerek (olası kastla) hareket etmemişse, suçun manevi unsuru eksik kalacağından cezalandırılamaz.