Hakaret suçunun basın yoluyla işlenmesi halinde failin belirlenmesinde 5187 sayılı Basın Kanunu m. 11 uygulanır. Bu maddeye göre öncelikli sorumlu eser sahibidir. Eser sahibinin sorumlu tutulamadığı hallerde ise sorumlu müdür, yayın yönetmeni gibi kişilerin sorumluluğu doğar. Bu kişilerin sorumluluğu, ceza hukukunun 'şahsilik' ilkesi açısından nasıl değerlendirilmelidir? Bu bir tür 'objektif sorumluluk' hali midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318352

5187 sayılı Basın Kanunu m. 11'de düzenlenen kademeli sorumluluk sistemi, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'şahsilik' ve 'kusur' ilkeleri açısından tartışmalı bir yapıya sahiptir. 1) Kademeli Sorumluluk Sistemi: Kanun, süreli yayınlarda işlenen suçlardan dolayı öncelikle 'eser sahibi'ni sorumlu tutar. Ancak eser sahibinin belli olmaması, yurt dışında olması, cezalandırılamaması gibi durumlarda sorumluluk sırasıyla 'sorumlu müdür', 'yayın yönetmeni', 'genel yayın yönetmeni', 'editör' gibi kişilere geçer. 2) Şahsilik ve Kusur İlkeleri Açısından Değerlendirme: Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi (Anayasa m. 38/7), herkesin yalnızca kendi fiilinden sorumlu olmasını gerektirir. Kusur ilkesi ise, bir kişinin cezalandırılabilmesi için fiili kasten veya taksirle işlemiş olmasını zorunlu kılar. Basın Kanunu'ndaki bu kademeli sorumluluk, ilk bakışta bu ilkelere aykırı bir 'objektif sorumluluk' veya 'başkası adına sorumluluk' hali gibi görünmektedir. Zira sorumlu müdür, içeriği bizzat oluşturmadığı halde, eser sahibinin fiilinden dolayı sorumlu tutulabilmektedir. Ancak doktrin ve Yargıtay, bu sorumluluğu objektif bir sorumluluk olarak değil, sorumlu müdürün kendi 'ihmali' davranışından kaynaklanan özel bir sorumluluk türü olarak yorumlama eğilimindedir. Buna göre, sorumlu müdürün hukuki sorumluluğunun dayanağı, yayını denetleme, hukuka aykırı içeriklerin yayımlanmasını önleme şeklindeki yasal yükümlülüğünü 'ihmal' etmesidir. Yani sorumlu müdür, başkasının fiilinden değil, kendi 'denetim ve önleme yükümlülüğünü yerine getirmeme' şeklindeki ihmali davranışından dolayı (taksire benzer bir kusurla) sorumlu tutulmaktadır. Kanun, bu ihmali davranışın varlığını bir karine olarak kabul etmiş gibidir. Bununla birlikte, metinde de belirtildiği gibi, 'bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlanması halinde, bundan doğan sorumluluk yayımlatana aittir.' Bu hüküm, sorumlu müdürün gerekli özeni gösterdiğini ve yayımlanmaya karşı çıktığını ispatlaması halinde sorumluluktan kurtulabileceğini gösterir. Bu da sorumluluğun mutlak bir objektif sorumluluk olmadığını, kusura dayandığını teyit eder. Sonuç olarak, Basın Kanunu'ndaki kademeli sorumluluk, şahsilik ve kusur ilkelerine istisna getiren özel bir düzenleme olmakla birlikte, bu sorumluluk tamamen kusurdan bağımsız bir objektif sorumluluk değil, yasanın sorumlu müdüre yüklediği denetim görevini ihmal etme eylemine dayanan, kusurlu bir sorumluluk hali olarak yorumlanmaktadır.