TCK m. 127'de düzenlenen 'isnadın ispatı' hakkının hukuki niteliği doktrinde tartışmalıdır. Metinde yer alan farklı görüşleri (hukuka uygunluk nedeni, şahsi cezasızlık nedeni vb.) belirtiniz. Bu hakkın Anayasa m. 39'da 'İspat hakkı' olarak düzenlenmiş olması, hukuki niteliğinin belirlenmesinde nasıl bir rol oynar?
TCK m. 127'de düzenlenen 'isnadın ispatı' kurumunun hukuki niteliği, fail hakkında verilecek kararın türünü (beraat, düşme, ceza verilmesine yer olmadığı vb.) doğrudan etkilediği için önemlidir. Metinde de belirtildiği gibi, bu konuda doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır: 1) Hukuka Uygunluk Nedeni Görüşü: Bu, en yaygın ve kabul gören görüştür. Buna göre, isnadın doğruluğunun ispat edilmesi, hakaret eyleminin hukuka aykırılığını ortadan kaldırır. Fail, hukuka uygun bir fiil işlediği için hakkında CMK m. 223/2-d uyarınca 'beraat' kararı verilmelidir. 2) Şahsi Cezasızlık Nedeni Görüşü: Bu görüşe göre, eylem hukuka aykırı olmaya devam eder, ancak kanun failin kişisel durumuna (gerçeği söylemiş olmasına) bağlı olarak onu cezalandırmaktan vazgeçer. Bu durumda CMK m. 223/4-a uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilmesi gerekir. 3) Kovuşturma Şartı veya Düşme Nedeni Görüşü: Özellikle mülga kanun döneminde savunulan bu görüşe göre, ispat, kovuşturmayı engelleyen bir şart veya davanın düşmesini gerektiren bir neden olarak görülüyordu. Bu durumda 'düşme' kararı verilmesi gerekirdi. Anayasa m. 39'un Etkisi: Anayasa m. 39'un başlığının 'İspat hakkı' olması, bu kurumun hukuki niteliğini 'hukuka uygunluk nedeni' olarak belirlemede çok önemli bir rol oynar. Bir eylemin Anayasal bir 'hak'ka dayanarak işlenmesi, o eylemin hukuka aykırı olamayacağının en temel göstergesidir. TCK m. 26'da düzenlenen 'hakkın kullanılması' genel bir hukuka uygunluk nedenidir. İsnadın ispatı da, Anayasa tarafından tanınan bu özel hakkın kullanılmasıdır. Metinde de bu duruma işaret edilerek, 'isnadın ispatına ilişkin temel düzenlemenin Anayasadan kaynaklanması (AY m. 39) ve bunun anayasada “İspat hakkı” olarak yer alması nedeniyle bunun hakkın kullanılması hukuka uygunluk nedeni kapsamında değerlendirilmesi gerektiği' belirtilmiştir. Ayrıca, hem Anayasa m. 39'un hem de TCK m. 127'nin gerekçelerinde, isnadın ispatının bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlendiği ve sonucunda beraat kararı verilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Anayasal bir 'hak' olarak tanınması ve kanun gerekçelerindeki açık ifadeler, 'isnadın ispatı'nın bir hukuka uygunluk nedeni olduğu görüşünü kuvvetlendirmektedir ve bu durumda fail hakkında beraat kararı verilmesi en doğru hukuki sonuçtur.