HMK m. 200'de belirtilen senetle ispat zorunluluğu, 'hile' (aldatma) iddiası karşısında nasıl bir uygulama alanı bulur? Davacı, evlenme vaadiyle kandırılarak taşınmazını davalıya devrettiğini iddia etmekte ve tapu iptali talep etmektedir. Davalı ise işlemin resmi senetle yapıldığını ve iddianın tanıkla ispatlanamayacağını savunmaktadır. Mahkemenin bu durumda tanık dinlemesi hukuka uygun mudur? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/11255 E. sayılı kararını esas alarak açıklayınız.
Bu uyuşmazlık, HMK m. 203/ç hükmü ile çözülür ve mahkemenin tanık dinlemesi hukuka uygundur. HMK m. 200'de düzenlenen senetle ispat zorunluluğu ve HMK m. 201'deki senede karşı yine senetle ispat kuralı, hukuki işlemlerin varlığı ve içeriğine ilişkindir. Ancak bu kuralların istisnaları HMK m. 202 (delil başlangıcı) ve HMK m. 203'te (tanıkla ispatın mümkün olduğu haller) düzenlenmiştir. HMK m. 203/1-ç, 'hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları'nın tanıkla ispat edilebileceğini açıkça hükme bağlamıştır. Hile (aldatma), Borçlar Kanunu'nda düzenlenen temel irade bozukluğu hallerinden biridir. Bir hukuki işlemin kurulması sırasındaki iradenin hile ile sakatlandığı iddiası, işlemin sıhhatini temelden etkiler. Hilenin doğası gereği, hile yapan taraf genellikle arkasında yazılı bir delil bırakmaz. Bu nedenle kanun koyucu, mağdurun ispat hakkını kolaylaştırmak için bu konuda delil serbestisi tanımıştır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/11255 E. sayılı kararında da bu ilke açıkça vurgulanmıştır: 'Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir.' Kararda, ilk derece mahkemesinin HMK m. 200'ü gerekçe göstererek tanıkları dinlememesi, 'yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme' olarak nitelendirilmiş ve karar bozulmuştur. Dolayısıyla, davacı, resmi senetle yapılan bir temlik işleminin temelinde 'hile' (evlenme vaadiyle kandırılma) olduğunu iddia ediyorsa, bu iddiasını tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. Mahkemenin, HMK m. 200'e dayanarak tanık dinleme talebini reddetmesi hukuka aykırıdır. Çünkü burada ispatlanmaya çalışılan şey, senedin içeriğindeki bir borç ilişkisi değil, senedin düzenlenmesine neden olan iradenin fesada uğratıldığı iddiasıdır. Bu durum, HMK m. 203/1-ç'de belirtilen 'hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları'nın tanıkla ispat edilebileceği kuralının bir yansımasıdır.