Bir hukuki işlemin tarafı, karşı tarafın 'hile'sine (aldatma) maruz kaldığını iddia etmektedir. Hilenin ispatı için tanık deliline dayanmak istemektedir. Karşı taraf ise, işlemin HMK m. 200'deki senetle ispat sınırının üzerinde olduğunu ve senede karşı tanık dinlenemeyeceğini savunmaktadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/14633 E. sayılı kararında atıf yapılan HMK m. 203/ç hükmü bu uyuşmazlığı nasıl çözer?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318334

Bu uyuşmazlık, HMK m. 203/ç hükmü ile çözülür ve mahkemenin tanık dinlemesi hukuka uygundur. HMK m. 200'de düzenlenen senetle ispat zorunluluğu ve HMK m. 201'deki senede karşı yine senetle ispat kuralı, hukuki işlemlerin varlığı ve içeriğine ilişkindir. Ancak bu kuralların istisnaları HMK m. 202 (delil başlangıcı) ve HMK m. 203'te (tanıkla ispatın mümkün olduğu haller) düzenlenmiştir. HMK m. 203/1-ç, 'hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları'nın tanıkla ispat edilebileceğini açıkça hükme bağlamıştır. Hile (aldatma), Borçlar Kanunu'nda düzenlenen temel irade bozukluğu hallerinden biridir. Bir hukuki işlemin kurulması sırasındaki iradenin hile ile sakatlandığı iddiası, işlemin sıhhatini temelden etkiler. Hilenin doğası gereği, hile yapan taraf genellikle arkasında yazılı bir delil bırakmaz. Bu nedenle kanun koyucu, mağdurun ispat hakkını kolaylaştırmak için bu konuda delil serbestisi tanımıştır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/14633 E. sayılı kararında da bu istisnaya işaret edilmiştir. Dolayısıyla, bir hukuki işlem HMK m. 200'deki parasal sınırın üzerinde olsa ve resmi bir senetle yapılmış olsa dahi, taraflardan biri bu işlemin kurulması sırasında 'hile'ye maruz kaldığını iddia ediyorsa, bu iddiasını ispatlamak için tanık dinletebilir. Karşı tarafın 'senede karşı tanık dinlenemeyeceği' yönündeki itirazı, hile iddiası söz konusu olduğunda HMK m. 203/ç'deki açık istisna nedeniyle dinlenmez. Mahkemenin, hile iddiasının ispatı için tanık deliline başvurması ve tanıkları dinlemesi usul ve yasaya uygundur.