Bir kamu görevlisi, 375 sayılı KHK Geçici 35. madde uyarınca görevden çıkarılmıştır. Gerekçe olarak, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan bir şirkette 14 yıl önce ve sadece 5 ay süreyle çalışmış olması ve örgütün tepe yöneticilerinden biriyle yaptığı 5 adet telefon görüşmesi gösterilmiştir. Yapılan incelemede, telefon görüşmelerinin sanığın aracına kasko yaptırmak için sigorta acentesi olan bu kişiyle yapıldığı anlaşılmıştır. Bu deliller, 'irtibat ve iltisak'ın varlığını ispatlamak için yeterli midir? İdari yargının bu delilleri değerlendirirken 'zaman', 'süreklilik' ve 'amaç' unsurlarını nasıl dikkate alması gerektiğini bir idare mahkemesi kararı (Ankara 5. İdare Mahkemesi E: 2019/.., K: 2020/..) ışığında analiz ediniz.
Bu deliller, hukuka uygun bir kamu görevinden çıkarma işlemi için yeterli ve inandırıcı değildir. İdari yargı, 'irtibat ve iltisak' kavramlarını değerlendirirken, eylemlerin niteliğini, zamanını, sürekliliğini, yoğunluğunu ve en önemlisi örgütsel bir amaç taşıyıp taşımadığını dikkate alır. Soyut bağlantılar, tek başına ihraç için yeterli değildir. Metindeki Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 2020/.. sayılı kararı, bu tür bir değerlendirmenin nasıl yapılması gerektiğine iyi bir örnektir. 1) Zaman ve Süreklilik Unsuru: 14 yıl önce ve sadece 5 ay gibi çok kısa bir süreyle bir şirkette çalışmış olmak, kişinin güncel bir 'irtibat veya iltisak'ının olduğunu göstermez. Özellikle bu çalışma, yapının bir terör örgütü olarak nitelendirilmesinden çok önce gerçekleşmişse, örgütsel bir bağ olarak kabul edilemez. İltisak ve irtibat, belirli bir süre devam eden, güncel veya güncele yakın bir bağı ifade etmelidir. Çok eski ve kesintiye uğramış bir ilişki, tek başına delil olamaz. 2) Amaç Unsuru (Eylemin Niteliği): Telefon görüşmeleri, ilk bakışta şüpheli görülebilir. Ancak yapılan incelemede bu görüşmelerin, hayatın olağan akışına uygun bir ticari ilişki (kasko yaptırma) amacıyla yapıldığı anlaşıldığında, örgütsel bir 'irtibat' olarak nitelendirilemez. İdare, eylemin dış görünüşüne değil, arkasındaki amaca ve niteliğine bakmalıdır. Sıradan, meşru ve hayatın olağan akışına uygun (ticari, sosyal, akrabalık) ilişkiler, örgütsel bağ olarak yorumlanamaz. 3) Delillerin Bütüncül Değerlendirilmesi: Mahkeme, idarenin sunduğu delilleri tek tek ve bir bütün olarak değerlendirir. Kararda da görüldüğü gibi, telefon görüşmelerinin meşru bir sebebi olduğu ve çalışmanın çok eski ve kısa süreli olduğu ortaya konulduğunda, idarenin elinde 'irtibat ve iltisakı' kanıtlayan somut ve yeterli bir delil kalmamaktadır. İdarenin, bu tür delillere dayanarak varsayımla hareket etmesi, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin idare hukuku alanındaki bir yansıması olarak, hukuka aykırı bulunur. Sonuç olarak, metindeki Ankara 5. İdare Mahkemesi kararında olduğu gibi, idari yargı, idarenin sunduğu delillerin 'zaman', 'süreklilik' ve 'amaç' unsurları bakımından 'irtibat ve iltisakı' kanıtlayıp kanıtlamadığını denetler. Soyut, zamansal olarak çok eski, süreklilik arz etmeyen ve meşru bir açıklaması olan eylemler, bir kamu görevlisinin ihraç edilmesi için yeterli gerekçe olarak kabul edilemez.