Bir tüketici, bankadan kullandığı kredilerle ilgili olarak haksız kesinti yapıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Banka, mahkemenin talebine rağmen ilgili kredi sözleşmelerini ve dekontları tam olarak ibraz etmemiştir. Mahkeme, eksik belgelere rağmen davacının soyut beyanına ve bilirkişinin bu eksik verilere dayalı raporuna göre davayı kabul etmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/4733 E. sayılı kararı ışığında bu kararı usul hukuku açısından eleştiriniz. Mahkemenin HMK m. 220'ye göre izlemesi gereken doğru yol ne olmalıydı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318321

İlk derece mahkemesinin kararı, 'eksik inceleme' ve HMK m. 220'deki usulün doğru işletilmemesi nedeniyle hukuka aykırıdır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/4733 E. sayılı kararı, bu tür durumlarda izlenmesi gereken yolu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Eleştiriler ve doğru usul şöyledir: 1) Eksik İnceleme ve Soyut Beyana Dayalı Karar Verilememesi: Hukukumuzda temel ilke, iddia edenin iddiasını ispat etmesidir (HMK m. 190). Ancak, ispat külfeti altındaki tarafın delilleri karşı tarafta (bankada) ise, mahkemenin bu delillerin dosyaya celbi için gerekli usuli işlemleri yapması zorunludur. Mahkeme, deliller tam toplanmadan, özellikle de davanın çözümünde kilit rol oynayan kredi sözleşmeleri ve dekontlar olmadan, sadece davacının 'soyut beyanına' dayanarak karar veremez. Bu, re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalar dışında, iddia ve ispat kurallarına aykırıdır. 2) HMK m. 220'nin Doğru Uygulanması: Mahkemenin izlemesi gereken doğru yol, HMK m. 220'de aşamalı olarak düzenlenmiştir: a) Zorunluluk Tespiti ve Kesin Süre: Mahkeme, istenen belgelerin (sözleşme, dekont vb.) uyuşmazlığın çözümü için 'zorunlu' olduğuna kanaat getirmelidir. Bu kanaate vardıktan sonra, belgeleri elinde bulunduran davalı bankaya, bunları ibraz etmesi için 'kesin bir süre' vermeli ve bu sürede ibraz etmemesinin sonuçlarını (HMK m. 220/3) açıkça ihtar etmelidir. b) İnkar Halinde Yemin Teklifi: Eğer banka, belgelerin elinde olmadığını iddia ederse (inkar ederse), mahkeme HMK m. 220/2 uyarınca banka yetkilisine, 'böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine' ilişkin yemin teklif etmelidir. c) Yaptırımın Uygulanması: Banka, verilen kesin sürede belgeleri sunmaz, kabul edilebilir bir mazeret göstermez veya teklif edilen yemini kabul/icra etmezse, ancak bu aşamadan sonra mahkeme HMK m. 220/3'teki takdir yetkisini kullanarak, 'duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın (davacının) beyanını kabul edebilir.' Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, mahkeme bu usulü işletmeden, doğrudan davacının soyut beyanına göre karar vererek usul hatası yapmıştır. Doğru olan, HMK m. 220'deki süreci adım adım işlettikten sonra, toplanan (veya toplanmayan) delillere göre bir sonuca varmaktır.