HMK m. 7'nin gerekçesi, ortak yetkili mahkemenin yetkisinin 'kesin yetki' olduğunu belirtmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1708 E. sayılı kararında karşılaşılan 'UYAP ortamındaki gerekçesiz karar - fiziki dosyadaki gerekçeli karar' çelişkisi, bu 'kesin yetki' kuralının denetimini nasıl etkiler? UYAP'taki kararın hukuki niteliği nedir ve bu tür bir usuli eksiklik neden bir bozma sebebidir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1708 E. sayılı kararında ele alınan ön sorun, yargılamanın elektronik ortamda yürütülmesinin usuli sonuçlarına ilişkin önemli bir içtihattır. HMK m. 7'deki 'kesin yetki' kuralı gibi esasa ilişkin bir hukuki sorunun denetlenebilmesi için, öncelikle usulüne uygun olarak oluşturulmuş, geçerli bir mahkeme kararının varlığı gerekir. Soruda belirtilen çelişki, bu denetimin yapılmasını engellemiştir. 1) UYAP'taki Kararın Hukuki Niteliği: HMK m. 445 ve ilgili yönetmelik uyarınca, UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütüldüğü resmi sistemdir. Tutanak, belge ve kararlar elektronik ortamda düzenlenir ve güvenli elektronik imza ile imzalanır. Elektronik imzalı belge, ıslak imzalı belge ile aynı hukuki geçerliliğe sahiptir ve asıl olan UYAP'taki kayıtlardır. HGK kararında da belirtildiği gibi, 'elektronik ortamda düzenlenen ve güvenli elektronik imza ile imzalanan evrak UYAP kapsamındaki birimlere elektronik ortamda gönderilir. Ayrıca fizikî olarak gönderilmez.' 2) Çelişkinin Sonucu ve Bozma Nedeni: HGK'nın karşılaştığı olayda, UYAP sisteminde bulunan direnme kararı gerekçesiz ve elektronik imzasızdır, oysa fiziki dosyada ıslak imzalı ve gerekçeli bir karar bulunmaktadır. HGK, asıl olanın UYAP'taki kayıtlar olduğunu ve bu kayıtlarda yasal düzenlemelere uygun (gerekçeli ve e-imzalı) bir kararın bulunmadığını tespit etmiştir. Bu durum, hukuken geçerli bir direnme kararının var olmadığı anlamına gelir. HMK m. 297 ve Anayasa m. 141 uyarınca kararların gerekçeli olması zorunludur. UYAP'taki gerekçesiz ve imzasız karar, bu anayasal ve yasal zorunluluğa aykırıdır. Yargıtay, bu nedenle esasa (HMK m. 7'deki kesin yetki meselesine) giremeden, öncelikle bu usuli eksiklik nedeniyle kararı bozmuştur. Çünkü ortada denetlenecek geçerli bir hüküm bulunmamaktadır. 3) Kesin Yetki Kuralının Denetimine Etkisi: Bu usuli eksiklik, HMK m. 7'deki kuralın denetimini doğrudan engellemiştir. Mahkemenin, HMK m. 7'yi nasıl yorumladığı ve neden Konya mahkemelerini kesin yetkili kabul ettiğine ilişkin gerekçesi, hukuken geçerli bir kararla Yargıtay'a sunulmadığı için, Yargıtay bu hukuki değerlendirmenin doğruluğunu veya yanlışlığını inceleyememiştir. Bu durum, usulün esastan önce geldiği ilkesinin tipik bir örneğidir. Geçerli bir karar olmadan, esasa ilişkin bir denetim yapılamaz.