TCK m. 128'de düzenlenen 'İddia ve Savunma Dokunulmazlığı' bir hukuka uygunluk nedenidir. Bu hukuka uygunluk nedeninin uygulanabilmesi için aranan 'isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması' ile 'uyuşmazlıkla bağlantılı olması' koşullarını açıklayınız. Sövme niteliğindeki ifadeler bu dokunulmazlıktan yararlanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318315

TCK m. 128, Anayasa'nın 36. maddesindeki hak arama hürriyetinin bir yansıması olarak, yargı mercileri veya idari makamlar nezdindeki iddia ve savunmalarda kullanılan ifadeler için bir dokunulmazlık alanı yaratır. Ancak bu dokunulmazlık sınırsız değildir ve iki temel koşula bağlıdır: 1) Gerçek ve Somut Vakıalara Dayanma: İddia veya savunma kapsamında ileri sürülen isnatların veya olumsuz değerlendirmelerin, soyut tahminlere, dedikodulara veya varsayımlara değil, ispatlanabilir veya en azından makul düzeyde bir temeli olan, geçmişte yaşanmış gerçek olaylara (vakıalara) dayanması gerekir. Bu koşul, kişilerin hak arama hürriyetini kullanırken keyfi ve asılsız suçlamalarla başkalarının şeref ve haysiyetini zedelemelerini önlemeyi amaçlar. İleri sürülen vakıanın mutlak surette doğru olması aranmaz, ancak en azından o anki verilerle savunulabilir, somut bir temeli olması gerekir. 2) Uyuşmazlıkla Bağlantılı Olma: İleri sürülen isnat ve değerlendirmelerin, görülmekte olan davanın veya başvurunun konusuyla ilgili ve onun çözümüne etki edebilecek nitelikte olması gerekir. Uyuşmazlıkla hiçbir ilgisi olmayan, sırf karşı tarafı küçük düşürmek veya rencide etmek amacıyla kullanılan ifadeler bu dokunulmazlıktan yararlanamaz. Metindeki madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, ifadenin uyuşmazlığın çözümüne 'faydalı olması' aranmaz, ancak 'ilişkili olması' yeterlidir. Sövme Niteliğindeki İfadeler: Sövme, doğası gereği soyut bir değer yargısıdır ve 'gerçek ve somut bir vakıaya' dayanmaz. Bu nedenle, kural olarak, sövme (küfür, hakaret içeren genel nitelemeler) TCK m. 128 kapsamındaki dokunulmazlıktan yararlanamaz. Örneğin, bir boşanma davasında karşı tarafa 'ahlaksız' demek yerine, 'sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek üçüncü bir kişiyle birlikte olmuştur' şeklinde somut bir vakıaya dayalı iddiada bulunmak, TCK m. 128'in koruma alanına girer. Ancak, Yargıtay'ın bazı kararlarında, uyuşmazlığın yarattığı gerilim ve öfke hali içinde kullanılan, olayın niteliğiyle bağlantılı ve savunmanın sınırlarını aşmayan 'kaba hitap tarzı' veya 'ağır eleştiri' niteliğindeki bazı ifadelerin, doğrudan sövme kabul edilse bile, bu dokunulmazlık kapsamında değerlendirilebildiği görülmektedir. Yine de bu, istisnai bir durumdur ve ifadenin uyuşmazlıkla bağının çok güçlü olmasına bağlıdır. Genel kural, salt sövmenin bu hukuka uygunluk nedeninden faydalanamayacağı yönündedir.