Yabancı uyruklu bir sanık hakkında verilen ceza hükmünün başlık kısmında, sanığın sadece beyan ettiği kimlik bilgilerine yer verilmiş, nüfus ve adli sicil kayıtları ilgili ülkeden veya uluslararası kuruluşlardan temin edilmemiştir. Bu durum hangi CMK hükümlerine aykırılık teşkil eder ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/117 sayılı kararına göre nasıl bir sonuç doğurur?
Bu durum, ceza muhakemesinin birden çok temel usul kuralına aykırılık teşkil eder ve hükmün bozulmasını gerektirir. İlgili CMK hükümleri ve aykırılıklar şunlardır: 1) Sanığın Kimliğinin Tespiti Yükümlülüğü: CMK m. 147'ye göre sanığın kimliği sorgusunda öncelikle kimliği saptanır. CMK m. 232/2-b uyarınca hükmün başında 'sanığın açık kimliği'nin yazılması zorunludur. 'Açık kimlik', sadece sanığın beyanından ibaret değildir; resmi belgelerle doğrulanmış, tereddüde yer bırakmayan kimlik bilgilerini ifade eder. 2) Hükmün Kapsamı: CMK m. 225, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen fiil ve 'fail' hakkında verilebileceğini düzenler. Failin kimliğinin şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, hükmün doğru kişiye yönelik olduğunun tespiti için zorunludur. 3) Cezanın Kişiselleştirilmesi: Sanığın adli sicil kaydının (tekerrür, erteleme, HAGB koşulları vb. açısından) ve kişisel durumunun (yaş, aile durumu vb.) tespiti, TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesi ve cezanın kişiselleştirilmesi kurumlarının doğru uygulanabilmesi için elzemdir. Resmi kayıtlar olmadan bu yapılamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/117 sayılı kararında bu husus net bir şekilde vurgulanmıştır. Karara göre, yabancı uyruklu sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları, Adalet Bakanlığı genelgeleri uyarınca ilgili ülkeden veya uluslararası kuruluşlardan (örneğin Interpol) temin edilmelidir. Bu kayıtlar getirtilmeden, sadece sanığın soyut beyanına dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır ve bir bozma nedenidir. Sonuç olarak, sanığın kimliğinin resmi olarak tespit edilmemesi, hem hükmün aidiyetinde belirsizliğe yol açar hem de cezanın kişiselleştirilmesi ilkelerinin doğru uygulanmasını engeller. Bu durum, CMK m. 232/2-b ve 225'e açık bir aykırılık oluşturur ve YCGK kararı doğrultusunda hükmün bozulmasını gerektirir.