Bir ceza davasında mahkeme, kısa kararında (hüküm özeti) sanık hakkında TCK m. 43 (zincirleme suç) hükümlerini uygulamamış, ancak daha sonra yazdığı gerekçeli kararda TCK m. 43'ü uygulayarak cezayı artırmıştır. Bu durumun hukuki sonucu nedir? Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki bu tür bir çelişki hangi usul kuralına aykırıdır ve Yargıtay bu durumu nasıl değerlendirmektedir?
Duruşma sonunda tefhim edilen kısa karar ile sonradan yazılan gerekçeli karar arasında çelişki bulunması, ceza muhakemesi hukukunun temel ilkelerine aykırıdır ve mutlak bir bozma nedenidir. Bu durumun hukuki analizi şöyledir: 1) Hukuki Dayanak: Bu durum, CMK m. 232/6'da yer alan 'Hüküm fıkrasında ... tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir' hükmüne ve Anayasa'nın 141. maddesi ile CMK'nın 34. maddesinde düzenlenen 'kararların gerekçeli olması' ilkesine aykırıdır. Gerekçeli karar, tefhim edilen kısa kararın nedenlerini açıklayan bir belge olup, onu değiştiren veya ondan farklı yeni bir hüküm kuran bir nitelik taşıyamaz. Hukuki geçerliliği olan ve taraflar için bağlayıcılık kazanan, tefhim edilen kısa karardır. 2) Yargıtay'ın Değerlendirmesi: Yargıtay, bu tür çelişkileri 'hükmün karıştırılması' veya 'çelişkili hüküm kurulması' olarak nitelendirmekte ve bu durumu CMK m. 289 uyarınca re'sen dikkate alınması gereken, kanuna kesin aykırılık hallerinden biri olarak kabul etmektedir. Metindeki Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/2381 E., 2018/98 K. sayılı kararında da 'kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm kısmında farklı uygulamalar yapılması suretiyle kararda çelişki oluşturarak 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması' bir bozma nedeni olarak sayılmıştır. Yargıtay'a göre, kısa kararda yer almayan bir artırım veya indirim nedeninin (örneğin TCK m. 43) gerekçeli kararda uygulanması veya tam tersi, kısa kararda uygulanan bir hükmün gerekçeli kararda uygulanmaması, hükmü geçersiz kılar. 3) Sonuç: Sorudaki örnekte, kısa kararda uygulanmayan TCK m. 43'ün gerekçeli kararda uygulanarak cezanın artırılması, sanığın aleyhine bir durum yaratmış ve hukuki güvenliği zedelemiştir. Bu, açık bir usul hatasıdır ve Yargıtay tarafından hükmün bozulmasına neden olacaktır. Mahkemenin, tefhim ettiği kısa karara birebir uygun bir gerekçeli karar yazması zorunludur.