375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarma işleminde, ilgili personel hakkında yürütülen ceza soruşturmasında 'Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar' (KYOK) veya ceza davasında 'beraat' kararı verilmiş olması, idari işlemin hukuka uygunluğunu nasıl etkiler? İdari yargı, ceza mahkemesi kararının gerekçesiyle bağlı mıdır? İstanbul 12. İdare Mahkemesi'nin 2022/.. sayılı kararını bu bağlamda değerlendiriniz.
Ceza yargılaması ile disiplin soruşturması birbirinden farklı amaç, usul ve ilkelere tabidir. Ceza yargılaması 'suç' olgusunu ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini esas alırken, disiplin hukuku memurun 'devlet memuruna yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunup bulunmadığını' ve kamu hizmetinin gerektirdiği güven ve sadakat yükümlülüğünü ihlal edip etmediğini değerlendirir. Kural olarak, ceza mahkemesinin beraat kararı, disiplin makamlarını bağlamaz. Ancak bu kural mutlak değildir. Ceza mahkemesi, beraat kararını 'fiilin sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması' veya 'fiilin hiç gerçekleşmediği' gibi maddi olguların kesin tespitine dayandırmışsa, bu maddi tespitler disiplin makamlarını ve idari yargıyı bağlar. Fakat beraat kararı, 'delil yetersizliği'nden verilmişse, idare, aynı olayla ilgili olarak disiplin hukuku açısından farklı delilleri (örneğin tanık beyanları, kurum içi raporlar) değerlendirerek bir sonuca varabilir. 375 sayılı KHK Geçici 35. madde kapsamında yapılan çıkarmalarda, temel kriter 'üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatın değerlendirilmesi'dir. Bu, ceza hukukundaki 'suç üyeliği'nden daha geniş ve esnek bir kavramdır. Bu nedenle KYOK veya beraat kararı, tek başına idari işlemin iptali için yeterli olmayabilir. Ancak, metinde yer alan İstanbul 12. İdare Mahkemesi'nin 2022/.. sayılı emsal kararında mahkeme, davacı hakkında verilen KYOK kararını ve bu kararın gerekçesini (somut ve yeterli delil bulunmadığı) dikkate alarak, davacının terör örgütüyle irtibatına dair idarece sunulan delillerin yetersiz olduğu sonucuna varmış ve işlemi iptal etmiştir. Bu karar, idari mahkemenin ceza yargılaması sonucunu ve özellikle de delil durumuna ilişkin gerekçeyi, idarenin 'değerlendirme' yetkisinin keyfi olup olmadığını denetlerken önemli bir veri olarak kabul ettiğini göstermektedir. Sonuç olarak, KYOK veya beraat kararı idari işlemi otomatik olarak hukuka aykırı hale getirmese de, idari yargı yerleri, bu kararların gerekçelerini ve dosyada toplanan delilleri, idarenin dayandığı 'iltisak/irtibat' iddiasının somut, yeterli ve her türlü şüpheden uzak kanıtlara dayanıp dayanmadığını denetlerken güçlü bir emare olarak dikkate alır ve idarenin soyut 'kurum kanaati' gibi gerekçelerle işlem tesis etmesini hukuka aykırı bulabilir.