Bir davada, taraflar arasında düzenlenmiş olan ve inançlı işlemi gösteren bir belge, davacının elinde değil de, davalının elindedir. Davacı, bu belgenin varlığını iddia ederek, belgenin mahkemeye sunulmasını talep edebilir mi? Bu durumda ispat yükü nasıl şekillenir?
Evet, talep edebilir. HMK m. 219'a göre, taraflardan biri, delil olarak dayandığı ve karşı tarafın elinde bulunan bir belgenin mahkemeye sunulmasını isteyebilir. Bu durumda mahkeme, davalıya bu belgeyi sunması için bir süre verir. Eğer davalı, belgenin elinde olduğunu kabul eder ve sunarsa, inançlı işlem yazılı delille ispatlanmış olur. Eğer davalı, belgenin elinde olduğunu inkar ederse veya elinde olduğunu kabul edip de sunmazsa, HMK m. 220'ye göre mahkeme, belgenin içeriği konusunda davacının beyanını kabul edebilir. Davacı, inançlı işlem iddiasını ve belgenin varlığını her türlü delille (tanık, banka kayıtları vb.) ispatlamaya çalışır. Yani, ispat yükü yine davacıdadır, ancak kanun, delile ulaşma konusunda davacıya bu usuli imkanı tanımaktadır. (Kaynak: hmk-madde-202-delil-baslangici.html, ilgili HMK maddeleri ve genel usul prensipleri)