5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen 'gürültüye neden olma' kabahati ile TCK m. 170/1-c'de düzenlenen 'silahla ateş etme' suçu arasındaki ayrım, sadece kullanılan silahın niteliğine mi bağlıdır? Bu iki fiil arasındaki temel farkları Yargıtay içtihatları ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #317680

Ayrım büyük ölçüde kullanılan silahın niteliğine bağlı olmakla birlikte, tek kriter bu değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/176 K. sayılı kararına göre, TCK m. 170/1-c'nin oluşabilmesi için kullanılan silahın 'ateşli silah' (mermi çekirdeği atabilen) olması zorunludur. Kuru sıkı tabanca ile ateş edilmesi bu nedenle bu suçu değil, Kabahatler Kanunu m. 36'daki kabahati oluşturur. Ancak temel fark sadece bu değildir. TCK m. 170, bir 'tehlike' suçudur ve kamu güvenliğini tehlikeye atmayı veya en azından kişilerde korku, kaygı, panik yaratmayı hedefler. Kabahatler Kanunu m. 36 ise bir 'rahatsızlık' kabahatidir ve başkalarının 'huzur ve sükununu bozacak şekilde' gürültüye neden olmayı yaptırıma bağlar. Dolayısıyla, gerçek bir silahla dahi, kimsenin duymayacağı, tehlike veya panik yaratmayacak bir yerde (örneğin ses yalıtımlı bir poligonda) ateş edilmesi TCK m. 170'i oluşturmazken; kuru sıkı tabancayla gece vakti bir yerleşim yerinde sürekli ateş edilmesi TCK m. 170'i oluşturmasa da Kabahatler Kanunu m. 36'yı oluşturur. Ayrım, hem kullanılan aracın niteliğine hem de fiilin yarattığı tehlike veya rahatsızlığın derecesine ve niteliğine bağlıdır. (Kaynak: tck-madde-170-genel-guvenligin-kasten-tehlikeye-sokulmasi-sucu.html)