Bir sanığın, olay tarihinde 18 yaşından küçük olan mağdurlara karşı TCK m. 96 kapsamında eziyet suçunu işlediği iddia edilmektedir. Bu mağdurların şikayet hakkını kullanacak fiil ehliyetine sahip olmadıkları ve velayet altında bulundukları babalarının da aynı davada sanık olduğu bir durumda, mağdurların davadaki hukuki temsili nasıl sağlanmalıdır?
Bu durumda, mağdurların haklarının korunması ve hukuki temsillerinin sağlanması için özel usuli güvencelerin işletilmesi gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2008/16179 E., 2010/13024 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi izlenmesi gereken yol şudur: Öncelikle, mağdurların diğer velisi olan anneleri davadan haberdar edilmeli ve şikayet hakkını kullanması için imkan tanınmalıdır. Eğer bu mümkün değilse veya anne de davada tarafsa, menfaat çatışması nedeniyle velilerin temsil yetkisi ortadan kalkar. Bu durumda, mahkemenin, 4721 sayılı Medeni Kanun'un 426. maddesi gereğince mağdurlara bir 'kayyım' atanmasını sağlamak üzere Sulh Hukuk Mahkemesine bildirimde bulunması zorunludur. Şikayet ve davaya katılma hakkı, atanan kayyım aracılığıyla kullanılır. Ancak kayyım atandıktan sonra, CMK m. 234 uyarınca mağdurlar için ayrıca bir vekil görevlendirilmesi gerekir. Doğrudan vekil atanması, şikayet hakkının kullanılması açısından yeterli değildir. (Kaynak: tck-madde-96-eziyet-sucu.html)