Kasten adam öldürme suçundan yargılanan bir sanık hakkında, olayda haksız tahrik bulunduğu gerekçesiyle ceza indirimi uygulanmıştır. Ancak Yargıtay, maktulün yaşam tarzının sanık yönünden tahrik oluşturmayacağını ve ilk haksız hareketin sanıktan geldiğini belirterek bu indirimi hukuka aykırı bulmuştur. Bu kararın, TCK m. 29'daki 'haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi' unsurunun yorumlanması açısından anlamı nedir?
Bu karar, TCK m. 29'daki 'haksız fiil' kavramının sübjektif ve ahlaki değer yargılarına göre değil, objektif ve hukuki kriterlere göre yorumlanması gerektiğini göstermektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2009/6525 E., 2010/3023 K. sayılı kararında, maktulün birahanede çalışması veya para karşılığı başkalarıyla birlikte olması gibi 'yaşam tarzı'na ilişkin durumların, sanığa yönelik kişisel ve hukuka aykırı bir 'fiil' teşkil etmediği vurgulanmıştır. Haksız tahrikin uygulanabilmesi için, failin kendisine veya bir yakınına yönelmiş, hukuken korunan bir değere saldırı niteliği taşıyan somut bir eylem veya söz bulunmalıdır. Maktulün genel yaşam biçimi, bu nitelikte bir 'haksız fiil' olarak kabul edilemez. Ayrıca, olaydan önce sanığın maktule küfretmesiyle ilk haksız hareketin kendisinden kaynaklandığı tespiti, tahrik hükümlerinin uygulanmasına bir diğer engeldir. Bu karar, tahrikin keyfi ve ataerkil 'namus' anlayışlarına dayalı yorumlarla uygulanmasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır. (Kaynak: tck-madde-96-eziyet-sucu.html)