Duruşmada mazereti kabul edilen bir vekilin yokluğunda, mahkemenin tahkikatı sonlandırıp sözlü yargılamaya geçerek hüküm kurması, HMK'daki hangi temel hakları ihlal eder ve Yargıtay'ın bu konudaki tutumu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #317622

Bu durum, HMK'da düzenlenen 'hukuki dinlenilme hakkı' (m. 27) ile 'sözlü yargılama' hakkını (m. 186) ve dolayısıyla Anayasa m. 36'daki 'adil yargılanma hakkı'nı ihlal eder. Mazereti kabul edilen vekil, bir sonraki celsede hazır bulunarak beyanda bulunma hakkına sahiptir. Mahkemenin, vekilin mazeretini kabul edip, aynı celsede tahkikatı bitirip hüküm kurması, vekilin tahkikatın bütünü hakkında beyanda bulunma (HMK m. 184) ve son sözünü söyleme (HMK m. 186) haklarını elinden alır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2014/20704 E., 2017/1638 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durum açık bir usul hatasıdır ve Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilir. Mahkeme, mazereti kabul ettikten sonra yeni bir duruşma günü belirlemeli ve taraflara usulüne uygun olarak bildirimde bulunmalıdır. (Kaynak: hmk-madde-186-sozlu-yargilama.html)