Davacı, inançlı işlem iddiasını ispatlamak için yazılı bir belge sunamamış, ancak davalının kredi taksitlerini kendisinin ödediğini iddia ederek banka kayıtlarına dayanmıştır. Banka kayıtlarının bu davadaki hukuki niteliği ve ispat açısından doğurduğu sonuç nedir?
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/7799 E., 2019/5243 K. sayılı kararına göre, inançlı işlem iddiası kural olarak 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İBK uyarınca yazılı delille ispatlanmalıdır. Ancak, davacının dayandığı ve davalının kredi borcunun ödendiğini gösteren banka kayıtları, HMK m. 202 uyarınca 'yazılı delil başlangıcı' niteliğindedir. Bu kayıtlar, tek başına inançlı işlemi ispatlamaya yetmese de, işlemi 'muhtemel' gösteren ve karşı tarafla ilgili olan belgelerdir. Delil başlangıcının varlığı, davacıya iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlama imkanı verir. Dolayısıyla mahkemenin, banka kayıtlarını delil başlangıcı kabul ederek taraflara tanık bildirme imkanı tanıması ve tüm delilleri birlikte değerlendirerek bir sonuca varması gerekir. (Kaynak: hmk-madde-202-delil-baslangici.html)