TCK m. 96'da düzenlenen 'eziyet' suçu ile TCK m. 232'de düzenlenen 'kötü muamele' suçu arasındaki temel farklar nelerdir? Hangi durumlarda bir eylem kötü muamele yerine eziyet olarak nitelendirilir?
İki suç arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Sistematiklik ve Süreklilik: Eziyet suçunun (TCK m. 96) en belirgin özelliği, eylemlerin ani olmayıp, sistematik ve belirli bir süreç içinde işlenmesidir. Kötü muamele (TCK m. 232) ise tek bir eylemle dahi oluşabilir. 2) Fail ve Mağdur İlişkisi: Kötü muamele suçu, fail ile mağdur arasında kanundan doğan bir terbiye, koruma, gözetim veya bakım yükümlülüğü (örn: aile bireyleri, vasi-vesayet altındaki kişi) bulunmasını gerektiren özgü bir suçtur. Eziyet suçu ise genel bir suçtur, herkes tarafından herkese karşı işlenebilir (ancak TCK m. 96/2'de belirli akrabalık ilişkileri nitelikli hal olarak düzenlenmiştir). 3) Eylemin Niteliği: Eziyet, insan onuruyla bağdaşmayan ve mağdurun ruh sağlığı üzerinde tahrip edici etkiler bırakan daha ağır eylemleri (kasten yaralama, hakaret, cinsel taciz içeren fiiller) kapsar. Kötü muamele ise daha çok merhamet ve şefkatle bağdaşmayan (yarı aç bırakma, uyutmama gibi) davranışlardır. Bir eylemin kötü muamele yerine eziyet olarak nitelendirilmesi için, bu eylemlerin bir bütün halinde, planlı veya genel bir tutum çerçevesinde süreklilik arz etmesi ve asgari bir şiddet düzeyine ulaşması gerekir. (Yargıtay 8. CD E: 2014/439, K: 2014/14662 kararı) (Kaynak: tck-madde-96-eziyet-sucu.html)