Bir davada, davacı, davalıdan 100.000 TL alacaklı olduğunu iddia etmekte ve bu iddiasını ispat için davalının imzasını taşıyan bir adi senedi delil olarak sunmaktadır. Davalı, senet altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmekte, ancak senedin teminat olarak verildiğini ve asıl borcun 50.000 TL olduğunu ve bu borcu da ödediğini savunmaktadır. Bu durumda ispat yükü nasıl dağılır?
Bu durumda ispat yükü bölünür. Davacı, davalının imzasını taşıyan bir adi senet sunarak alacağının varlığını HMK m. 200 uyarınca kesin delille ispatlamış durumdadır. Senedin üzerindeki miktar (100.000 TL) asıldır. Davalı, imzasını kabul etmekle senedin içeriğindeki borç ikrarını da kabul etmiş sayılır. Bu noktadan sonra ispat yükü davalıya geçer. Davalı, iki iddiada bulunmaktadır: 1) Senedin Teminat Senedi Olduğu İddiası: Davalı, senedin bir teminat senedi olduğunu, ancak bu iddiasını ayrı bir yazılı delille veya delil başlangıcı ile ispatlamak zorundadır. Aksi halde bu iddia dinlenmez. 2) Borcun Ödendiği İddiası: Davalı, 50.000 TL'lik asıl borcu ödediğini de yine HMK'daki ispat kurallarına göre (genellikle yazılı delille) ispatlamakla yükümlüdür. Özetle, davacı senedi sunarak ispat yükünü yerine getirmiş; senedin aksini (teminat amaçlı olduğunu ve borcun ödendiğini) ispatlama yükümlülüğü tamamen davalıya geçmiştir.