Bir davada, davacı delil olarak sunduğu belgenin aslını kaybetmiş ve elinde sadece fotokopisi bulunmaktadır. Davalı taraf bu fotokopiye itiraz etmektedir. Mahkeme, sadece fotokopi belgeye dayanarak hüküm kurabilir mi?
Kural olarak mahkeme, itiraza uğrayan bir fotokopi belgeye dayanarak hüküm kuramaz. HMK, delillerin asıllarının sunulmasını esas alır (HMK m. 216). Bir belgenin fotokopisi, ancak karşı tarafça açıkça kabul edilirse veya aslıyla aynı olduğuna dair bir karine varsa (örn. noter onaylı suret) delil değeri taşır. Eğer davalı, fotokopinin sahte olduğunu veya aslından farklı olduğunu iddia ederse, ispat yükü bu fotokopiyi delil olarak sunan davacıya geçer. Davacı, belgenin aslını sunamazsa veya fotokopinin aslına uygunluğunu başka delillerle (örn. belgeyi düzenleyen kurumdan alınacak bir yazı) ispatlayamazsa, mahkeme bu fotokopi belgeyi hükme esas alamaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/7722 E. sayılı kararında, imzanın davalıya ait olduğu Adli Tıp raporuyla saptanan bir fotokopi belgenin dahi tek başına hükme esas alınamayacağı, ancak 'yazılı delil başlangıcı' olarak kabul edilip tanık dinlenmesine olanak tanıyacağı belirtilmiştir.