Bir sanık, mağduru önce darp etmiş, sonra da bıçak göstererek cüzdanını ve cep telefonunu almıştır. Sanığın bu eylemi, TCK m. 149 (nitelikli yağma) suçunu mu, yoksa hem kasten yaralama hem de tehdit/yağma suçlarını mı oluşturur? Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2014/5880 E. sayılı kararı bu konuda ne belirtmektedir?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2014/5880 E. sayılı kararına göre, sanığın bu eylemi bir bütün olarak TCK m. 149'daki 'nitelikli yağma' suçunu oluşturur. Yağma suçu, cebir veya tehdit kullanarak bir malın alınmasıyla oluşur. Cebir, kasten yaralamayı da içerebilir. Olayda, sanığın mağduru darp etmesi (cebir) ve bıçak göstermesi (tehdit), malı alma (hırsızlık) eyleminin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılmıştır. Bu durumda darp ve tehdit eylemleri, yağma suçunun unsurunu oluşturur ve bu suç içinde erir. Buna 'bileşik suç' (TCK m. 42) mantığı denir. Fail, daha ağır olan yağma suçundan cezalandırılır; ayrıca kasten yaralama veya tehdit suçlarından ceza verilmez. Kararda da belirtildiği gibi, sanığın parayı aldıktan sonra karşı duruşu engellemek için havaya ateş etmesi dahi, suç yolunda ilerleyip suçu tamamlayan eylemin bir parçası olarak kabul edilmiş ve bütünün yağma suçunu oluşturduğu vurgulanmıştır.