Bir davada, HMK m. 184 ve 186'ya aykırı olarak, tahkikatın bittiği tefhim edilmeden ve taraflara son sözleri sorulmadan karar verilmiştir. Bu durum bir usul hatasıdır. Yargıtay'ın bu hatayı tek başına bozma sebebi sayabilmesi için, 1086 sayılı HUMK m. 428/2 (HMK'nın atfıyla uygulanan) açısından hangi koşulun gerçekleşmesi gerekir? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ndeki karşı oy bu konuda neyi savunmaktadır?
1086 sayılı HUMK m. 428/2'ye göre, bir usul hatasının bozma sebebi sayılabilmesi için, bu hatanın 'kararın sonucunu etkileyecek' (lahik olan hükmü tağyir edecek) nitelikte olması gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/1997 E. sayılı kararındaki karşı oy da bu maddeye dayanmaktadır. Karşı oya göre, tahkikatın bittiğinin tefhim edilmemesi veya sözlü yargılama usulüne uyulmaması bir usul hatası olsa da, bu hatanın kararın esasına etki edip etmediği değerlendirilmelidir. Eğer bu usul hatası, kararın sonucunu değiştirecek bir nitelik taşımıyorsa, tek başına bozma sebebi sayılmamalıdır. Bu görüşe göre, öncelikle davanın esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeli, eğer esasa ilişkin bir bozma nedeni bulunursa, bu usul hatası da bozma nedenlerine eklenebilir. Çoğunluk görüşü ise, hukuki dinlenilme hakkını ihlal eden bu tür temel usul hatalarının, kararın sonucunu etkileyip etkilemediğine bakılmaksızın, tek başına mutlak bir bozma sebebi olduğunu kabul etmektedir.