Bir sanık hakkında hem suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m. 220) hem de bu örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen dolandırıcılık (TCK m. 157) suçlarından dava açılmıştır. Mahkeme, örgüt kurma suçundan beraat, dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı vermiştir. Bu dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına giren basit dolandırıcılık olduğu anlaşılmıştır. Hükümden sonra uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerekir mi?
Evet, uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerekir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1775 E. sayılı kararında da benzer bir mantık yürütülmüştür. Suç tarihi itibarıyla, uzlaşma kapsamındaki bir suç (basit dolandırıcılık), uzlaşma kapsamında olmayan bir başka suçla (örgüt kurma) birlikte işlendiğinde CMK m. 253/3 gereği uzlaşma hükümleri uygulanmıyordu. Ancak, sanık örgüt kurma suçundan beraat ettiğine göre, artık ortada 'uzlaşma kapsamına girmeyen bir başka suçla birlikte işlenme' durumu kalmamıştır. Bu durumda, tek başına kalan ve uzlaşma kapsamında olan dolandırıcılık suçu için uzlaştırma prosedürünün işletilmesi zorunludur. Mahkeme, CMK m. 254 uyarınca dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermeli ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunu yeniden değerlendirmelidir.