Bir sanığın, eşine ve çocuklarına karşı sistematik bir şekilde ve uzun bir zaman dilimine yayılarak vücudunda morluklar oluşturacak şekilde vurma, aç bırakma, sürekli aşağılama gibi eylemlerde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu eylemler bir bütün olarak hangi suçu oluşturur? Bu suçun, kötü muamele (TCK m. 232) suçundan farkını açıklayınız.
Bu eylemler bir bütün olarak TCK m. 96'da düzenlenen 'eziyet' suçunu oluşturur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2014/439 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, eziyet suçunun ayırt edici unsuru, fiillerin 'sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde' işlenmesidir. Olaydaki eylemlerin uzun bir zaman dilimine yayılması ve süreklilik arz etmesi, bu eylemleri ani ve münferit kasten yaralama veya hakaret fiillerinden ayırarak eziyet suçu kapsamına sokar. Eziyet suçu, TCK m. 232'deki kötü muamele suçundan daha ağırdır. Kötü muamele, merhamet ve şefkatle bağdaşmayan davranışları (yarı aç bırakma, uyutmama vb.) kapsarken, eziyet, insan onuruyla bağdaşmayan ve kişinin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açan daha ağır ve sistematik fiilleri içerir. Temel fark, eziyetteki sistematiklik, süreklilik ve fiillerin mağdurun ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkisidir.