TCK Madde 27'deki 'gönüllü vazgeçme' (TCK 36) hükmünün, 'sınırın aşılması' ile birleştiği durumlarda ceza tayini nasıl yapılır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını bir örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #316978

TCK 27'deki 'sınırın aşılması' (hukuka uygunluk nedeninin sınırının kast olmaksızın aşılması) ve TCK 36'daki 'gönüllü vazgeçme' (suçun tamamlanmasını engelleyen failin iradi fiili) farklı ceza hukuku kurumlarıdır. Ancak bazı durumlarda fiilin her iki hükme de uygun düştüğü iddia edilebilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/4683 Esas, 2017/1088 Karar sayılı kararı, sanığın mağdura yönelik kasten yaralama suçunda gönüllü vazgeçme hükmü nedeniyle cezalandırıldığı ve TCK 36. maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmemesini bozma nedeni saymıştır. Bu karar doğrudan sınırın aşılması ile gönüllü vazgeçmenin birleşimine odaklanmasa da, bu iki kurumun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, zira gönüllü vazgeçmenin suçun tamamlanmasını engelleyerek daha hafif bir suçtan (veya teşebbüsten) cezalandırılmayı öngördüğünü göstermektedir. Şayet bir fiil, meşru savunma sınırını aşsa bile, fail sonradan fiilin tamamlanmasını iradi olarak engellerse, öncelikle gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır ve failin sorumluluğu tamamlanan kısma göre belirlenir, ardından bu tamamlanan fiilin sınırın aşılması koşulları varsa TCK 27 de değerlendirilebilir. Ancak bu nadir bir durumdur ve her somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı ele alınmalıdır.