TCK Madde 27'de düzenlenen 'gönüllü vazgeçme' ile 'sınırın aşılması' kavramları arasındaki ilişkiyi ve bir fiilin hem gönüllü vazgeçme hem de sınırın aşılmasına konu olup olamayacağını açıklayınız.
TCK 36'da düzenlenen 'gönüllü vazgeçme', failin suçun tamamlanmasını kendi iradesiyle engellemesidir ve bu durumda fail sadece tamamlanan kısım kadar cezalandırılır. TCK 27'de düzenlenen 'sınırın aşılması' ise, hukuka uygunluk nedenlerinin (örneğin meşru savunma) sınırının kast olmaksızın aşılması durumudur. Bu iki kavramın hukuki işlevi farklıdır: gönüllü vazgeçme suçun tamamlanmasını önlerken, sınırın aşılması zaten işlenmiş bir fiilde kusurluluğu etkiler. Bir fiilin hem gönüllü vazgeçme hem de sınırın aşılmasına konu olması teorik olarak mümkündür, ancak pratikte nadirdir ve olayın somut koşullarına bağlıdır. Örneğin, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/4683 Esas, 2017/1088 Karar sayılı kararı, sanığın gönüllü vazgeçme hükmü nedeniyle kasten yaralama suçundan cezalandırıldığı bir durumda, TCK 36. maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmemesini bozma nedeni saymıştır. Bu, gönüllü vazgeçmenin bir suçtan tamamen kurtulma değil, cezanın hafifletilmesi veya başka bir suçtan cezalandırılma sonucunu doğurabileceğini gösterir. Sınırın aşılması ise daha çok fiilin başlangıçtaki hukuka uygun çerçevesini aşmasıyla ilgilidir, gönüllü vazgeçme ise fiilin tamamlanmasından imtina etme durumudur.