Hırsızlık suçunda 'mağdurun üzerinde bulunan ziynet eşyalarının atılarak kaçmaya çalışılması' ve 'kovalandıktan sonra yakalanarak malların iadesinin sağlanması' durumunda 'etkin pişmanlık' (TCK 168) hükümleri uygulanır mı? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2020/6523 sayılı kararı, sanığın yakalanmasını takiben üzerindeki ziynet eşyalarını atarak kaçmaya çalışması ve bir süre kovalandıktan sonra yakalanması nedeniyle alınan malların iadesini temin etme olarak kabul edilmediği gerekçesiyle TCK 168. maddesinin uygulanmamasını hukuka aykırı bulmuştur. Kararda, 12/01/2011 tarihli kolluk tutanağı ve teslim tesellüm tutanağına göre, sanık ve suç ortaklarının, hırsızlık olayına ilişkin olarak herhangi bir başvuru olmadan, şüphe nedeniyle polis ekipleri tarafından durdurularak, kimlik kontrollerinin yapıldığı, ellerinde taşıdıkları eşyalar kendilerinden sorulduğunda, suç ortaklarından birinin bu eşyaları çaldıklarını ikrar ederek adresi söylediği ve bu sayede kolluk görevlilerince katılanın tespit edilerek çalınan eşyaların katılana eksiksiz şekilde iadesini sağladıkları anlaşılmıştır. Bu durumda, sanık hakkında TCK'nın 168/1. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Yani, zorla yakalanma durumunda dahi, failin malın iadesine dolaylı da olsa katkı sağlaması (örneğin yeri söyleyerek) etkin pişmanlık için yeterli görülebilir, önemli olan failin pişmanlık iradesidir.