Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/203 Esas, 2014/308 Karar sayılı kararı, 'suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi' suçu ile 'hırsızlık' suçu arasındaki ayrımı nasıl yapmaktadır? Sanığın savunmasında 'hayali bir isim zikretmesinin' bu ayrımdaki önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #316952

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun söz konusu içtihadında, sanığın 2001 model ekonomik değeri yüksek bir aracı kimlik ve adresini bilmediği bir arkadaşından 'emanet aldığını' söylemesi, aşamalarda ismi değiştirmesi ve soruşturma/kovuşturmaya rağmen kimlik/adres bilgisi vermekten kaçınması değerlendirilmiştir. Kararda, sanığın hırsızlık suçlamasıyla muhatap olan bir kişi olarak, sadece hayali bir isim zikretmekle suçlamadan kurtulamayacağını bilecek yaşam ve adli tecrübeye sahip olduğu ve gerçekte var olan bir kişiden emanet alması durumunda daha etkin bir çaba göstermesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin 'suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi' suçunu değil, 'hırsızlık' suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu belirtilmiştir. Bu ayrım, suç eşyasını bilerek edinen kişinin 'suç eşyasının kabulü' suçunu işlemesi yerine, malı doğrudan çalanın fiiline 'hırsızlık' vasfı verilmesi gerektiğini gösterir; zira sanığın ifadeleri hırsızlık kastını gizlemeye yönelik görülmüştür.