Ahmet Şık davasında hem AYM'ye hem de AİHM'e başvuru yapılmıştır. İki mahkemenin 'kuvvetli belirti' ve 'makul şüphe' kavramlarını yorumlamasındaki temel fark ne olmuştur?
AYM, soruşturma makamlarının Şık'ın eylemlerini suç için 'kuvvetli belirti' saymasını 'keyfi ve temelsiz' bulmamıştır. AİHM ise aynı eylemlerin objektif bir gözlemciyi ikna edecek düzeyde olmadığına ve dolayısıyla Sözleşme'nin aradığı 'makul şüphe' standardını dahi karşılamadığına karar vermiştir. Bu, AİHM'in şüphe standardını daha somut ve objektif delillere dayandırırken, AYM'nin soruşturma makamlarının takdirine daha geniş bir alan tanıdığını göstermektedir. (Kaynak: Anayasa-Mahkemesi’nin-“Kabul-Edilemez”-Bulduğu-Şık/Türkiye-(No:2) makalesi).