Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'Durukan ve Birol/Türkiye' davasında (B. No: 14879/20 ve 13440/21) ifade özgürlüğü bağlamında 'kanunla öngörülme' şartının 'hukukun üstünlüğü' ilkesiyle ilişkisi nasıl açıklanmıştır?
AİHM, *Durukan ve Birol/Türkiye* davasında (B. No: 14879/20 ve 13440/21), 'kanunla öngörülme' kelimelerinin sadece yasal bir dayanak olmasını emretmediğini, aynı zamanda kanunun niteliğini de hedeflediğini hatırlatmıştır. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği, iç hukukun, kamu makamlarının Sözleşme ile güvence altına alınan haklara 'keyfi müdahalesine karşı belli bir koruma sağlamasını' gerektirdiği belirtilmiştir. Mahkeme, temel hakları etkileyen meseleler söz konusu olduğunda, yürütmeye tanınan takdir yetkisinin sınır tanımaması halinde, kanunun Sözleşme'de yer alan 'demokratik bir toplumun temel ilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğüne aykırı olacağını' vurgulamıştır. Bu nedenle, bu tür bir yetkinin kapsamı ve uygulama şekli yeterli açıklıkta tanımlanmalıdır. (Sözleşme 10/2; AİHM, Durukan ve Birol/Türkiye, § 63)