Ahmet Şık davasında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'makul şüphe' kriterini değerlendirme farklılıkları ve bunun ifade özgürlüğüne etkisi nasıl ortaya konulmuştur?
AYM, *Ahmet Şık* kararında (GK, B. No: 2017/5375), başvurucunun yazıları ve sosyal medya paylaşımlarının 'kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delil' niteliğinde olduğunu kabul ederek tutuklamayı keyfi ve temelsiz bulmamıştır. Buna karşılık, AİHM *Şık/Türkiye (No:2)* kararında (36493/17, 24/11/2020), aynı yazı ve paylaşımların terör örgütleri lehine propaganda yapma veya yardım etme suçlarını işlediğine dair 'makul şüphenin' dahi bulunmadığı sonucuna varmıştır. AİHM, başvurucunun gazetecilik faaliyetlerinin kamu yararını ilgilendiren tartışmalara katkı sağladığını ve şiddeti teşvik etmediğini belirterek, bu tür bir tutuklamanın gazeteciler üzerinde 'caydırıcı etki' yarattığını ve Sözleşme'nin 5/1 ve 10. maddelerinin ihlal edildiğini oybirliği ve oyçokluğuyla tespit etmiştir. (AYM, Ahmet Şık GK, B. No: 2017/5375; İHAM, Şık/Türkiye (No:2), 36493/17; Şen.av.tr makalesi, 'Değerlendirme')