Yasadışı bahis oynatma suçundan (7258 s.K.) yargılanan bir sanık hakkında, suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe olmasına rağmen, tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerinin (örn. yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere gitme yasağı) uygulanıp uygulanamayacağı nasıl değerlendirilir? Bu değerlendirmede hangi ilke esastır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315199

Bu değerlendirmede, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden biri olan **'ölçülülük' ilkesi** ve bu ilkenin bir yansıması olan **'tutuklamanın son çare (ultima ratio) olması'** ilkesi esastır. CMK m. 100 ve 101'e göre, bir kişinin tutuklanabilmesi için sadece 'kuvvetli suç şüphesi' ve bir 'tutuklama nedeni'nin (kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi) varlığı yeterli değildir. Ayrıca, tutuklama kararının 'ölçülü' olması gerekir. CMK m. 101/1'in son cümlesi, '...işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.' demektedir. CMK m. 109 ise, tutuklama yerine uygulanabilecek adli kontrol tedbirlerini düzenler. Değerlendirme şu şekilde yapılır: 1. **Amaca Ulaşmada Yeterlilik:** Öncelikle, hedeflenen amaca (sanığın kaçmasını veya delilleri karartmasını önlemek) ulaşmak için adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı değerlendirilir. Örneğin, sanığın kaçma şüphesi varsa, 'yurt dışına çıkış yasağı' ve 'belirli aralıklarla imza atma' yükümlülüğü bu amacı sağlamaya yeterli olabilir mi? 2. **Daha Hafif Tedbirin Önceliği:** Eğer adli kontrol tedbirleri, tutuklama ile ulaşılacak amacı sağlamaya elverişli ise, kişi özgürlüğüne daha az müdahale eden bu daha hafif tedbirlerin tercih edilmesi zorunludur. Tutuklama, ancak adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağının somut gerekçelerle anlaşıldığı durumlarda uygulanabilir. Yasadışı bahis oynatma suçunda, eğer sanığın sabit bir ikametgahı varsa, kaçma şüphesi zayıfsa ve karartılabilecek delillerin çoğu (banka kayıtları, dijital veriler) zaten toplanmışsa, mahkemenin tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerini uygulaması ölçülülük ilkesinin bir gereğidir. Mahkeme, tutuklama kararı veriyorsa, neden adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını kararında somut gerekçelerle açıklamak zorundadır. Aksi takdirde verilen tutuklama kararı, ölçüsüz olduğu için hukuka aykırı hale gelir.