Bir ceza davasında, mahkeme, sanık hakkında hem TCK m. 142/1-b (hırsızlık) hem de TCK m. 151/1 (mala zarar verme) suçlarından ayrı ayrı ceza tayin etmiştir. Ancak, mala zarar verme eylemi, hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında (örn. kapıyı kırarak içeri girme) gerçekleşmişse, bu uygulama TCK'nın hangi ilkesine aykırıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315195

Bu uygulama, TCK'nın 42. maddesinde düzenlenen **'bileşik suç' (mürekkep suç)** ilkesine aykırıdır. Bileşik suç, biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olan birden fazla suçun bir araya gelerek tek bir suç oluşturmasıdır. Bu durumda faile, en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı tek bir ceza verilir; ayrıca diğer suçtan ceza verilmez. Hırsızlık suçunu işlemek amacıyla bir yere girerken kapıyı veya kilidi kırmak, 'mala zarar verme' suçunu oluşturur. Ancak bu mala zarar verme eylemi, hırsızlık suçunun işlenmesi için bir 'araç' niteliğindedir ve hırsızlık suçunun içinde erimiş (absorbe edilmiş) sayılır. Hırsızlık suçu, mala zarar verme suçundan daha ağır bir cezayı öngördüğü için, fail sadece hırsızlık suçundan (ve eğer koşulları varsa, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan) cezalandırılır. Ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilmesi, aynı fiil nedeniyle kişinin birden fazla kez cezalandırılması anlamına gelir ve bu, 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama) ilkesiyle de çelişir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları bu yöndedir. Eğer mala zarar verme, hırsızlık suçunun işlenmesi için zorunlu olan veya suçla doğrudan bağlantılı bir eylem ise, bu durum bir bileşik suç oluşturur ve sadece daha ağır olan hırsızlık suçundan ceza verilir. Ancak, hırsızlık bittikten sonra, tamamen farklı bir kastla, keyfi olarak etrafa zarar verilmişse, bu durumda her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilebilir. Fakat tipik 'kapı kırma' örneği, bileşik suç kapsamında değerlendirilir.