Anayasa Mahkemesi'nin Nevriye Kuruç kararında, 'etkili başvuru hakkı'nın sadece anayasal hakların ihlal edildiğini ileri sürme imkanı tanımakla kalmayıp, aynı zamanda 'yeterli giderim sağlama' işlevine de sahip olması gerektiği belirtilmiştir. 'Yeterli giderim' kavramı, makul süre ihlali bağlamında ne anlama gelir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315193

'Yeterli giderim' (adequate redress) kavramı, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadında, bir hak ihlalinin sonuçlarını ortadan kaldırmaya veya en azından hafifletmeye yönelik olarak, başvurucuya sağlanan telafinin niteliğini ve miktarını ifade eder. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali bağlamında 'yeterli giderim', genellikle iki unsurdan oluşur: 1. **İhlalin Tespiti:** Etkili bir başvuru yolu, öncelikle yargılamanın makul süreyi aştığına dair açık ve bağlayıcı bir 'tespit' yapmalıdır. Bu tespit, başvurucunun mağduriyetinin resmi olarak tanınması anlamına gelir. 2. **Uygun Tazminat:** En önemli unsur budur. Yargılamanın aşırı uzun sürmesi, başvurucuda belirsizlik, endişe, stres ve hayal kırıklığı gibi manevi zararlara yol açar. 'Yeterli giderim', bu manevi zararı telafi etmeye yönelik olarak, başvurucuya 'makul' ve 'uygun' bir miktarda **manevi tazminat** ödenmesini gerektirir. Bu tazminatın sembolik olmaması, yaşanan sıkıntıyla orantılı olması gerekir. Nevriye Kuruç kararında AYM, oluşturulacak yeni mekanizmanın hükmedeceği tazminat miktarlarının, 'Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda hükmettiği tazminat tutarlarına uygun olarak değerlendirilmesi' gerektiğini belirterek (§ 95), bu 'yeterlilik' standardını kendi içtihadıyla ilişkilendirmiştir. Ayrıca, eğer ispatlanabiliyorsa, yargılamanın uzamasından kaynaklanan somut **maddi zararların** da karşılanması 'yeterli giderim' kavramına dahildir. Sonuç olarak 'yeterli giderim', makul süre ihlali nedeniyle yaşanan mağduriyetin, hem ihlalin tespiti yoluyla hukuken tanınması hem de uygun bir manevi (ve varsa maddi) tazminatla mali olarak telafi edilmesi anlamına gelir.