Anayasa Mahkemesi'nin Nevriye Kuruç kararında, 6100 sayılı HMK'nın 30. maddesi ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine atıf yapılmasının, iş davalarının niteliği açısından taşıdığı özel anlam nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315178

AYM'nin Nevriye Kuruç kararında bu iki maddeye birlikte atıf yapması, iş davalarının hem genel usul hukuku ilkeleri hem de özel kanun hükümleriyle 'hızlı ve basit' bir şekilde sonuçlandırılması gerektiğinin altını çizmek içindir. Bu atfın iş davalarının niteliği açısından taşıdığı özel anlam şudur: 1. **Çifte Güvence Vurgusu:** AYM, iş davalarında makul sürenin korunmasının sadece HMK m. 30'daki genel 'usul ekonomisi' ilkesinin bir gereği olmadığını, aynı zamanda kanun koyucunun bizzat 7036 sayılı Kanun'un 7. maddesinde 'basit yargılama usulü'nü ve 'ivedilikle karara bağlanma'yı öngörerek bu amacı özel olarak pekiştirdiğini göstermektedir. Bu, iş davalarında süratli yargılamanın çifte bir yasal güvenceye sahip olduğunu ortaya koyar. 2. **İş Hukukunun Koruyucu Niteliği:** Kararın 44. paragrafında, bu düzenlemelerin 'iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliği ve iş davalarının özellikleri dikkate alınarak' yapıldığı belirtilmektedir. İşçi alacakları (kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai), genellikle işçinin ve ailesinin temel geçim kaynağıdır. Bu alacaklara ilişkin davaların uzaması, ekonomik olarak daha zayıf konumda olan işçinin daha da mağdur olmasına neden olur. Bu nedenle, kanun koyucu ve yargı, bu davalarda sürat ilkesine özel bir önem atfetmek zorundadır. 3. **Daha Hassas Değerlendirme Gerekliliği:** AYM, bu yasal altyapıya rağmen yargılamaların uzayabildiğini kabul etmekle birlikte, 'işçi alacağının ödenmesi amacıyla açılan davaların başvurucu için taşıdığı değer ile davanın kısa sürede bitirilmesindeki kişisel yararı dikkate alındığında bu davalarda yargılama süreleri konusunda daha hassas değerlendirme yapılması gerektiğini' vurgulamıştır (§ 45). Yani, aynı sürenin bir ticari dava için makul kabul edilebilecekken, bir iş davası için makul kabul edilmeyebileceğini ima etmektedir. Sonuç olarak, bu iki maddeye yapılan atıf, iş davalarının sadece birer özel hukuk uyuşmazlığı olmadığını, aynı zamanda sosyal devlet ilkesi ve işçinin korunması prensibi gereği, yargı sisteminin özel bir hız ve özen göstermesi gereken, kamusal bir boyutu da olan davalar olduğunu vurgulamaktadır.