Bir ceza davasında, sanığın suçu işlediği tarihte 18 yaşından küçük olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' (HAGB) kurumunu uygulayıp uygulamayacağını tartışmadan karar vermesi hukuka uygun mudur?
Hayır, hukuka uygun değildir. Bu durum, Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilmektedir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin E:2011/7384, K:2012/4449 sayılı kararında da, 'suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve lehe hükümleri içeren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin 23. maddesinin sanıklar hakkında uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması' bir bozma sebebi sayılmıştır. Hukuki gerekçe şudur: 1. **Özel ve Lehe Kanun:** 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) için özel ve lehe hükümler içeren bir kanundur. Bu kanunun 23. maddesi, çocuklar için HAGB kurumunda bazı özel lehe düzenlemeler getirmektedir (örneğin, denetim süresinin yetişkinler için 5 yıl iken, çocuklar için 3 yıl olması). 2. **Tartışma ve Gerekçelendirme Zorunluluğu:** Mahkeme, önüne gelen bir davada, sanığın çocuk olması nedeniyle uygulanması muhtemel olan bu özel ve lehe hükümleri re'sen dikkate almak zorundadır. HAGB kurumunun koşullarının (ceza miktarı, daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmama vb.) somut olayda oluşup oluşmadığını değerlendirmeli ve bu değerlendirmesini kararının gerekçesinde açıkça tartışmalıdır. Mahkeme, HAGB'yi uyguluyorsa neden uyguladığını, uygulamıyorsa neden uygulamadığını (örneğin, ceza miktarının HAGB sınırını aşması, sanığın pişmanlık göstermemesi gibi) somut gerekçelere dayandırmalıdır. 3. **Savunma Hakkı:** Bu tartışmanın yapılmaması, aynı zamanda sanığın (çocuğun) ve müdafiinin, lehe olan bir kurumdan yararlanma konusundaki savunma ve talep haklarını da etkisiz kılar. Sonuç olarak, sanığın çocuk olduğu bir davada, mahkemenin HAGB kurumunu hiç tartışmadan ve bu konuda olumlu veya olumsuz bir gerekçe sunmadan hüküm kurması, eksik inceleme ve gerekçeli karar hakkının ihlali sayılarak kararın bozulmasını gerektirir.