HMK m. 30'da düzenlenen 'usul ekonomisi' ilkesi, bir davanın açıldığı tarihte mevcut olmayan bir dava şartının, yargılama sırasında tamamlanması durumunda mahkemenin nasıl bir yol izlemesi gerektiğini öngörür? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E:2016/1975 sayılı kararındaki yaklaşım nedir?
Usul ekonomisi ilkesi (HMK m. 30), bu durumda mahkemenin, davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmek yerine, eksiklik giderildiği için yargılamaya devam ederek işin esası hakkında bir karar vermesi gerektiğini öngörür. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E:2016/1975, K:2016/8836 sayılı kararında bu yaklaşım açıkça benimsenmiştir. Kararda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına atıfla, dava şartlarının davanın açıldığı andan hükmün kurulduğu ana kadar varlığını sürdürmesinin esas olduğu, ancak başlangıçta eksik olan bir dava şartının yargılama sırasında tamamlanması halinde, usul ekonomisi gereği davanın reddedilemeyeceği belirtilmiştir. Mahkemenin izlemesi gereken yol şudur: * Davanın başında dava şartı eksikliğini (örneğin, davacının dava ehliyetinin olmaması) tespit ederse, davacıya bu eksikliği gidermesi için HMK m. 115/2 uyarınca kesin bir süre vermelidir. * Eğer davacı bu süre içinde eksikliği giderirse (örneğin, kendisine vasi atanmasını sağlayıp vasinin davaya katılmasıyla), mahkeme yargılamaya devam eder ve işin esasına girer. * Davanın başında eksiklik fark edilmemiş olsa bile, yargılamanın herhangi bir aşamasında bu eksiklik giderilirse, mahkeme yine davaya devam etmelidir. Davayı, sonradan giderilmiş bir eksikliğe dayanarak usulden reddetmek, davacıyı yeniden dava açmaya, tekrar harç ödemeye ve zaman kaybetmeye zorlar. Bu, HMK m. 30'daki 'yargılamanın makul sürede ve düzenli bir biçimde yürütülmesi ve gereksiz gider yapılmaması' amacına tamamen aykırıdır. Bu nedenle, giderilebilir bir usuli eksiklik giderildiğinde, yargılamaya devam edilmesi esastır.