Bir ceza davasında sanık, aleyhindeki delillerin yetersiz olduğunu ve beraat etmesi gerektiğini, ancak mahkemenin 'yetersiz gerekçe' ile TCK m. 43 (zincirleme suç) uygulayarak kendisine fazla ceza verdiğini iddia etmektedir. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin E:2015/8468 sayılı kararı, bu tür bir 'yetersiz gerekçe'nin hukuki sonucunu nasıl belirlemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315163

Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin E:2015/8468, K:2017/2809 sayılı kararında, bu durum, Anayasa'nın 141/3 ve CMK'nın 230/1. maddelerinde düzenlenen 'gerekçeli karar hakkı'nın ihlali olarak kabul edilmiş ve bir bozma nedeni sayılmıştır. TCK m. 43'teki zincirleme suç hükmünün uygulanabilmesi için, failin 'tek bir suç işleme kararı'nın icrası kapsamında, aynı suçu farklı zamanlarda birden fazla kez işlemiş olması gerekir. Mahkemenin, bu maddeyi uygulayarak cezayı artırabilmesi için, kararının gerekçesinde bu koşulların varlığını somut olarak ortaya koyması zorunludur. Yargıtay'ın kararından çıkan sonuca göre, mahkeme gerekçesinde şunları açıklamalıdır: 1. Sanığın hangi fiilleri, hangi tarihlerde işlediğini tek tek tespit etmelidir. 2. Bu fiillerin her birinin tek başına aynı suçu oluşturduğunu belirtmelidir. 3. En önemlisi, sanığın bu birden fazla fiili 'tek bir suç işleme kararı' altında işlediğine dair kanaate nasıl vardığını somut delillere dayanarak açıklamalıdır. Mahkemenin, bu unsurları tartışmadan ve somutlaştırmadan, sadece 'suçun zincirleme olarak işlendiği anlaşıldığından' gibi soyut ve genel bir ifadeyle TCK m. 43'ü uygulaması, 'yetersiz gerekçe' anlamına gelir. Yargıtay, bu durumda kararın hangi somut olgulara ve hukuki değerlendirmeye dayandığının denetlenmesi mümkün olmadığından, hükmü 'yetersiz gerekçe ile fazla ceza verilmesi' nedeniyle bozmuştur.