Bir sanık hakkında, TCK m. 191 uyarınca 'kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma' suçundan verilen mahkumiyet kararı, daha sonra yürürlüğe giren ve bu suç için 'davanın düşmesi' veya 'HAGB' gibi daha lehe seçenekler getiren bir kanun değişikliği sonrası, başka bir suçta tekerrüre esas alınabilir mi?
Hayır, alınamaz. Bu durum, TCK'nın 7. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen 'lehe kanun ilkesi'nin doğrudan bir sonucudur. Yargıtay 22. Ceza Dairesi'nin E:2015/13305, K:2016/11248 sayılı kararında bu ilke net bir şekilde uygulanmıştır. Bu sonucun hukuki gerekçesi şudur: 1. **Lehe Kanunun Geriye Yürümesi:** Ceza hukukunda, suçun işlenmesinden sonra yürürlüğe giren ve failin lehine olan kanunlar, geçmişe yürür ve fail hakkında uygulanır. Bu, 'zaman bakımından uygulama' kuralının en önemli istisnasıdır. 2. **Mahkumiyetin Hukuki Niteliğinin Değişmesi:** Sonradan çıkan lehe kanun (örnekteki 6545 sayılı Kanun), TCK m. 191'deki fiilin hukuki sonuçlarını temelden değiştirmiştir. Artık bu fiil için doğrudan bir mahkumiyet yerine, 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi', 'davanın düşmesi' veya 'HAGB' gibi, sanık için çok daha lehe olan sonuçlar öngörülmüştür. 3. **Tekerrüre Esas Alınamama:** Tekerrürün (TCK m. 58) uygulanabilmesi için, dayanak alınan önceki hükmün, hukuken geçerli bir 'mahkumiyet' olması gerekir. Sonradan çıkan lehe kanun nedeniyle, eski kanuna göre verilmiş olan mahkumiyet hükmü, artık hukuki geçerliliğini veya en azından 'mahkumiyet' niteliğini yitirmiştir. Sanığın, lehe kanundan yararlanma hakkı vardır. Hukuki niteliği değişen ve artık doğrudan bir mahkumiyet sonucu doğurmayan bir fiile ilişkin eski bir karar, yeni bir suçta tekerrüre esas alınamaz. Yargıtay, bu gerekçelerle, söz konusu hükümlülüğün 'tekerrüre esas alınamayacağının kabulünde zorunluluk bulunması'nı bir bozma nedeni saymıştır.