HMK m. 30'da düzenlenen usul ekonomisi ilkesi, bir davada 'temsilcide yanılma' durumunda nasıl bir çözüm öngörür? Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2015/11460 sayılı kararındaki olayı ve gerekçeyi açıklayınız.
Usul ekonomisi ilkesi, 'temsilcide yanılma' gibi dürüstlük kuralına aykırı olmayan usuli hataların, davayı esastan sona erdirecek katı bir şekilde yorumlanması yerine, düzeltilerek yargılamaya devam edilmesini gerektirir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2015/11460, K:2016/1486 sayılı kararında bu ilke uygulanmıştır. **Olay:** Davacı, kiraya verenin Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğü olduğu bir sözleşmeye dayanarak, davayı (yanlışlıkla) 'Bakanlık' aleyhine açmıştır. Ancak, davaya 'Maliye Bakanlığı (...) hazine vekili' cevap vermiş ve duruşmalara katılmıştır. **Gerekçe ve Çözüm:** 1. **Hatanın Niteliği:** Yargıtay, bu durumu 'hasımda yanılma' (yanlış kişiye dava açma) olarak değil, 'temsilcide yanılma' olarak nitelendirmiştir. Asıl hasım olan Hazine (Devlet tüzel kişiliği) yerine, onu temsil eden birimlerden birinin yanlış gösterilmesi söz konusudur. 2. **Yanılgının Giderilmesi:** Daha da önemlisi, doğru temsilci olan Hazine vekilinin davaya katılması ve davayı takip etmesiyle, bu usuli yanılgı fiilen giderilmiştir. Savunma hakkı ihlal edilmemiştir. 3. **Usul Ekonomisi:** Bu aşamada, sadece başlangıçtaki bu yanılgı nedeniyle davayı husumetten reddetmek, davacıyı yeniden dava açmaya, masraf yapmaya ve zaman kaybetmeye zorlayacaktır. Bu, HMK m. 30'daki usul ekonomisi ilkesine aykırıdır. 4. **HMK m. 124 Kıyası:** Yargıtay, HMK m. 124'teki 'maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği' hükmünün ruhuna da atıf yapmıştır. Bu tür kabul edilebilir bir yanılgının, karşı tarafın rızası olmadan dahi düzeltilebileceğini belirtmiştir. Sonuç olarak, temsilcideki yanılgının davayı takip eden doğru temsilci tarafından giderildiği durumlarda, usul ekonomisi ilkesi gereği davanın reddedilmemesi ve işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.