Bir ceza davasında sanık, mağdurun şikayetinden vazgeçmesi üzerine katılan sıfatı kalmayan mağdur vekili tarafından temyiz edilen bir kararın hukuki geçerliliği nedir? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E:2016/4302 sayılı kararı bu konuda ne belirtmektedir?
Bu temyiz talebinin hukuken bir geçerliliği yoktur ve Yargıtay tarafından 'reddedilmesi' gerekir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E:2016/4302, K:2018/50 sayılı kararında bu durum açıkça belirtilmiştir. Bu sonucun hukuki gerekçesi şudur: 1. Vekilin Yetkisinin Kaynağı: Bir avukatın (vekilin) bir davada taraf adına işlem yapma (temyiz etme gibi) yetkisi, temsil ettiği tarafın (müvekkilinin) o davadaki hukuki sıfatına bağlıdır. Vekil, yetkisini asıldan (müvekkilden) alır. 2. Katılan Sıfatının Sona Ermesi: Ceza yargılamasında, mağdurun şikayetinden vazgeçmesi, onun CMK m. 243 uyarınca davaya 'katılan' sıfatını sona erdirir. Katılan sıfatı ortadan kalkan bir kişinin, artık o davada taraf sıfatı kalmaz. 3. Vekilin Temyiz Yetkisinin Kaybolması: Müvekkili olan mağdurun 'katılan' sıfatı sona erdiğinde, vekilinin de 'katılan vekili' sıfatı ve bu sıfata bağlı olan kanun yoluna başvurma gibi yetkileri de otomatik olarak sona erer. Taraf olmayan bir kişinin veya onun vekilinin, bir mahkeme kararını temyiz etme hakkı (aktif dava veya kanun yolu ehliyeti) bulunmamaktadır. Bu nedenle Yargıtay, ilgili kararında, 'Mağdur ... vekilinin 07/03/2013 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçmiş olduğunu beyan etmesi sebebiyle katılanlık sıfatı bulunmadığından, vekilinin katılan vekili sıfatıyla temyiz talebinin reddine karar verilerek...' şeklinde hüküm kurmuştur. Bu, temyiz talebinin esasına girilmeden, usuli bir nedenle(sıfat yokluğu) reddedilmesi gerektiği anlamına gelir.